
Kaan Çoban@kaancoban · 12g
Kaan Çoban Margaret Hamilton, MIT'de Apollo uzay aracının bilgisayar yazılımını yazan ekibin başındaydı. O dönemde "yazılım" o kadar ciddiye alınmayan bir işti ki, Hamilton işine bir saygınlık kazandırmak için "software engineering" (yazılım mühendisliği) terimini kullanmaya başladı — bugün milyonlarca insanın mesleğinin adı, kısmen onun bu inadından doğdu. Yazdıkları kodun çıktısı kâğıda basıldığında, kâğıt destesi tam Hamilton'ın boyu kadar yükseliyordu; o fotoğraf bugün efsane oldu.
Asıl olay 20 Temmuz 1969'da yaşandı. Apollo 11'in iniş aracı Ay yüzeyine alçalırken, bordo bilgisayar aniden alarm vermeye başladı: 1202. Sonra 1201. Kimsenin beklemediği bir andı, iniş için sadece dakikalar kalmıştı. Houston'daki kontrol merkezinde herkes nefesini tuttu — iniş iptal mi edilmeliydi? Astronotlar yere çakılma riskiyle mi karşı karşıyaydı?
Sorun şuydu: bilgisayar kapasitesinin üstünde iş yapmaya zorlanıyordu (bir radar, gereğinden fazla veri göndererek işlemciyi boğuyordu). Ama işte Hamilton'ın dehası tam burada devreye girdi. O, yazılımı yıllar önce tasarlarken "ya bilgisayar aynı anda kaldıramayacağı kadar çok işle boğulursa?" diye düşünmüş ve bir öncelik sistemi kurmuştu. Yani bilgisayar tıkandığında çökmek yerine, önemsiz işleri kenara atıp sadece en kritik görevi — inişi — sürdürecek şekilde kendini yeniden başlatabiliyordu.
Tam da öyle oldu. Bilgisayar alarmları verirken bile en önemli işi yapmaya devam etti. Kontrol merkezindeki genç mühendisler bu alarmların tehlikesiz olduğunu bildikleri için "devam" dediler ve birkaç dakika sonra Neil Armstrong o ünlü cümleyi söyledi: "Kartal indi."
İşin güzel yanı şu: O an milyonlarca insan Armstrong'u ve Aldrin'i alkışladı, ama aslında onları yere indiren şeyin bir kısmı, yıllar önce bir kadının "ya bir şeyler ters giderse?" diye düşünüp yazdığı birkaç satır koddu. Bazen kahramanlık, kimsenin görmediği bir yerde, olmadan önce bir felaketi engellemektir.
Henüz yorum yok