Büyük İskender

Büyük İskender — Tek Dünyanın Yetmediği Genç

TEK DÜNYANIN YETMEDİĞİ GENÇ · SEZAR SERİSİ · PARÇA 6

Sekiz yılda Çanakkale Boğazı’ndan Pencap’a yürüdü; onu durduran bir düşman ordusu değil, kendi ordusu oldu. Adını taşıyan şehri kurdu — o şehrin ünlü kütüphanesini ise, yaygın kanının aksine, kurmadı.

KAYDIR

Büyük İskender (MÖ 356–323), babası II. Filip öldürülünce MÖ 336’da yaklaşık 20 yaşında tahta çıkan Makedonya kralıdır. On iki yılı biraz aşan saltanatında Ahameniş İmparatorluğu’nun büyük kısmını fethetti, Mısır’dan Pencap’a yürüdü ve MÖ 323’te Babil’de, 32 yaşında öldü. Bu, bir gencin dünyayı nasıl yürüdüğünün hikâyesi. Ve o dünyanın ona neden yetmediğinin.

  • Gölgesinden korkan bir atı güneşe çevirerek evcilleştirdi; babası ona “Makedonya sana dar” dedi
  • Onu on yıl izleyen ordu Opis’te ayaklandı; kral on üç kişiyi ölüme gönderdi, sonra uzun bir konuşma yaptı ve onu tek sözcükle bitirdi: Gidin!
  • İskenderiye Kütüphanesi’ni o kurmadı: kütüphane o öldükten sonra, Ptolemaioslar döneminde doğdu
Yayın: · Güncelleme:
PERDE 0 · SOĞUK AÇILIŞ

Gidin!

MÖ 324, yaz. Dicle kıyısında, Opis. İskender Makedonlarını topladı ve onlara bir ödül açıkladı. Yaşı ya da sakatlığı yüzünden artık savaşamayacak olanları ordudan salacak, armağanlarla evlerine gönderecekti. On yıl önce Çanakkale Boğazı’nı onunla geçen ordu buydu — ve kral onlara bir dönüş vaat ediyordu. Memlekette imrenilecek adamlar olacaklardı.

Meydan bunu başka türlü duydu. Askerler kendilerini hor görülmüş, savaşa yaramaz sayılmış hissetti — öfke zaten çoktandır birikiyordu. Haksız da sayılmazlardı. Susmadılar. Hepsinin birden terhis edilmesini istediler — ve kralın sefere babasıyla çıkmasını. Kastettikleri Filip değildi, İskender’in babası diye öne sürdüğü tanrıydı: Ammon. Bu bir alaydı.

İskender o sıralar çabuk öfkeleniyordu ve Makedonlara eskisi kadar yumuşak davranmıyordu. Yanındaki komutanlarla birlikte kürsüden atladı. Kalabalığı kışkırtanların en göze batanlarını eliyle tek tek gösterdi, kalkan taşıyan muhafızları onları yakaladı. On üç kişi. Ölüme götürülmelerini emretti — bir anlatıya göre bağlı hâlde ırmağa atılıp boğuldular. Geride kalanlar dehşetle sustu. Kral kürsüye geri çıktı.

Siyah-beyaz gravür: ordugâhta çadırların önünde, sorguçlu miğferli, zırhlı genç bir komutan bir askeri kolundan yakalamış; asker yüzünü eliyle kapatıyor. Çevrede yumruklarını kaldırmış, bağıran askerler, havada mızraklara takılı miğferler, yerde yığılı zırhlar ve kılıçlar.
İskender Opis’te isyanı bastırıyor: Fransız ressam André Castaigne’in 1898–99’da bir Amerikan dergisinin İskender dizisi için yaptığı çizim. Temsilî; zırhlar Roma’dan ödünç, kral da adamı kolundan tutuyor, oysa yalnız eliyle göstermişti. Yerdeki silah yığınının vakti ise henüz gelmedi.André Castaigne · kamu malı

Konuşmaya babasıyla başladı ve Makedonlara nereden geldiklerini hatırlattı:

[Filip] sizi göçebe ve yoksul olarak buldu; çoğunuz postlara bürünmüş, dağlarda birkaç koyun güdüyordunuz.

— İskender (Arrianos’a göre) · Arrianos, İskender’in Seferi 7.9.2

Sonra fetihlerini tek tek saydı. Ve en sonda askerlere, eve götürecekleri bir haber verdi: krallarını yenilmiş barbarların korumasına bırakıp geldiklerini herkese anlatsınlar.

Bunu haber vermek, herhalde, size insanlar önünde şan, tanrılar önünde de dindarlık kazandırır. Gidin!

ταῦτα ὑμῖν καὶ πρὸς ἀνθρώπων ἴσως εὐκλεᾶ καὶ πρὸς θεῶν ὅσια δήπου ἔσται ἀπαγγελθέντα. ἄπιτε.

— İskender (Arrianos’a göre) · Arrianos, İskender’in Seferi 7.10.7

Ordu ne yaptı? Buna döneceğiz. Önce bu adamların onu buraya kadar nasıl izlediğini anlatmak gerek — Çanakkale’den Pencap’a, Pencap’tan Dicle’ye. Geriye saralım.

PERDE 1 · PELLA

Gölgesinden korkan at

Bir ova, bir at, bir pazarlık. Thessalyalı Philonikos, Kral Filip’e on üç satmak için bir at getirmişti. Filip ve adamları atı denemek için ovaya indi. At kimseyi sırtına almadı, kimsenin sesine dayanmadı, herkese şaha kalktı. Filip sıkıldı ve götürülmesini emretti: büsbütün yabaniydi.

Orada duran oğlu İskender söylenmeye başladı: nasıl bir atı kaybediyorlardı, sırf beceriksizlikten ve yüreksizlikten! Filip önce sustu, sonra sordu: büyüklerini mi eleştiriyordu, sanki onlardan iyi bilirmiş gibi? Oğlan bahse girdi ve koşup dizgini aldı. Ne fark etmişti? Atı siz deneyin.

İNTERAKTİF · MAKEDONYA · BUKEPHALAS

Kimse binemiyor. Sen ne yaparsın?

Dizgin sende. Bir hamle seç, korku ölçere bak.

Thessalyalı Philonikos atı Filip’e 13 talanta satmak istiyor. At kimseyi sırtına almıyor; Filip götürülmesini emrediyor. Bahse girdin: binemezsen parasını sen ödeyeceksin. Herkes gülüyor.

Korku
92

At ürkek. Önüne düşen karaltı onunla birlikte oynuyor.

Plutarkhos, İskender 6. Sahneyi yalnız Plutarkhos anlatır; Diodoros’a göre at Korinthli Demaratos’un hediyesiydi. Güneşin yerini kaynak vermez; o oyunun.

Cevap, anlaşılan, atın kendi gölgesiydi. Oğlan attan indiğinde babası ona şöyle dedi:

Oğlum, kendine denk bir krallık ara; Makedonya sana dar.

ὦ παῖ, ζήτει σεαυτῷ βασιλείαν ἴσην· Μακεδονία γάρ σε οὐ χωρεῖ.

— II. Filip (Plutarkhos’a göre) · Plutarkhos, İskender’in Hayatı 6.5 (Loeb 6.8)

Birebir: Makedonya seni almıyor.

Atın adı Bukephalas’tı — öküz başlı. Ve o gün güneşe çevrilen at, onu Hindistan’a kadar taşıyacaktı.

Siyah-beyaz gravür: surlu bir kentin önünde şaha kalkmış kara bir atın dizginini tutan, yarı çıplak, zayıf bir oğlan; solda uzun giysili iki adam telaşla bakıyor, sağda yere düşmüş bir seyis; atın koyu gölgesi yere, oğlanın önüne düşmüş.
Bukephalas’ın evcilleştirilmesi: Castaigne, 1898. Temsilî; arkadaki mazgallı surlar antik bir kentin değil, bir ortaçağ kalesinin. Ama atın koyu gölgesi yere, oğlanın önüne düşüyor. Sır, anlaşılan, o gölgedeydi.André Castaigne · kamu malı
SAHNE 1.2

Üç haber

MÖ 356. Makedonya’nın Pella kentinde bir oğlan doğdu: İskender. Annesi Epiros prensesi Olympias’tı. Babası Filip o sırada Potidaia’yı yeni almıştı ve ona aynı anda üç haber geldi: Parmenion İlirleri büyük bir savaşta yenmişti, yarış atı Olympia’da kazanmıştı, bir oğlu doğmuştu. Kâhinler hükmünü verdi: üç zaferle doğan çocuk yenilmez olacaktı.

Rivayete göre aynı gün Efes’teki Artemis tapınağı da yandı. Bir yazar bunu espriye çevirdi: tanrıça İskender’in doğumuyla meşguldü, tapınağının başında olamamıştı. Plutarkhos bu esprinin yangını söndürecek kadar soğuk olduğunu yazar. Tapınağın hesabı yirmi iki yıl sonra önüne gelecekti.

Eğitiminin başında Leonidas vardı: annesinin akrabası, huyu sert bir adam. Öğrencisinin de tuhaf bir huyu vardı — babasının zaferlerine sevinmezdi. Filip ünlü bir şehir aldığında ya da büyük bir savaş kazandığında yaşıtlarına dönüp yakınırdı:

Çocuklar, babam her şeyi benden önce alacak; bana sizinle birlikte gösterebileceğim büyük ve parlak hiçbir iş bırakmayacak.

— İskender (Plutarkhos’a göre) · Plutarkhos, İskender’in Hayatı 5.2 (Perseus numarası)
SAHNE 1.3

Perilerin okulu

Oğlanın hocası Makedonya’ya Anadolu’dan geldi. Aristoteles, yeğenini ona eş olarak veren tiran Hermias’ın yanında, Assos’ta — bugünkü Behramkale’de — kalmıştı. Hermias’ı dostluk bahanesiyle çağırıp yakalatan ve Pers kralına yollayan adam Rodoslu Memnon’du. Hermias kralın yanında asıldı. Memnon’u İskender de tanıyacaktı.

Filip oğluna Aristoteles’i getirtti ve ücretini bir şehirle ödedi: filozofun doğduğu, Filip’in kendi yıktığı Stageira yeniden kuruldu. Dersler için Mieza yakınındaki Perilerin kutsal alanı, Nymphaion ayrıldı. Üç yıl kadar sürdüler. Yüzyıllar sonra bile ziyaretçilere orada bir şey gösterilirdi: Aristoteles’in taş oturakları.

Hoca ona ahlak ve siyaset okuttu; anlaşılan, yalnız dinleyenlere sözlü anlatılan derin derslere de aldı. Ve bir de İlyada vardı. İskender destanı savaş erdeminin azığı sayardı ve Aristoteles’in düzelttiği bir nüshasını edinmişti. Anlatılır ki onu hançeriyle birlikte hep yastığının altında tuttu. O nüshanın hikâyesi Asya’da, bir Pers sandığında sürecek.

SAHNE 1.4

Bir sedirden ötekine

MÖ 338, Khaironeia. Filip Yunanlara karşı savaşa girdi ve kanatlardan birinin başına oğlunu koydu, yanına da en deneyimli komutanlarını verdi. İskender on sekiz yaşlarındaydı. Thebai’nin Kutsal Bölüğü’ne ilk dalanın o olduğu söylenir. Makedonlar artık ona kral, babasına komutan diyordu. Filip buna sevinirdi.

Siyah-beyaz gravür: tiyatroya giden bir alayın girişinde, pelerinli bir genç önündeki adamın sırtına hançer saplıyor; ileride omuzlarda taşınan tanrı heykelleri ve dolu tribünler.
İki yıl sonra, Aigai: Castaigne’in aynı diziden Filip’in öldürülmesi çizimi. Temsilî; tiyatronun mimarisi hayal ürünü. Alay tiyatroya giriyor, hançer arkadan geliyor. Tek bir hançer, krallığı babadan oğula geçirdi.André Castaigne · kamu malı

Sonra Filip âşık oldu ve genç Kleopatra’yla evlendi. Düğün sofrasında gelinin amcası Attalos sarhoştu ve Makedonları, bu evlilikten krallığa meşru bir vâris doğsun diye tanrılara dua etmeye çağırdı. İskender kupasını ona fırlattı: onu piç mi sanıyordu? Filip kılıcını çekip oğlunun üstüne yürüdü — ama öfkeden ve şaraptan sendeleyip yere kapaklandı. İskender alay etti:

Bakın beyler: Avrupa’dan Asya’ya geçmeye hazırlanan adam, bir sedirden ötekine geçerken devrildi.

— İskender (Plutarkhos’a göre) · Plutarkhos, İskender’in Hayatı 9.5 (Perseus numarası)

İskender annesini Epiros’a götürdü, kendisi İlirlerin yanında kaldı. Filip oğlunu ancak sonra geri çağırdı. MÖ 336’da, Aigai’de — bugünkü Vergina’da — kızının düğün şenlikleri için dolan tiyatroya girerken Orestisli Pausanias’ın Kelt hançeriyle öldürüldü. Anlatılana göre Pausanias’ı Attalos ile Kleopatra aşağılamış, Filip’ten de hakkını alamamıştı. Suçun çoğu Olympias’a yüklendi — bir iftira oğluna da dokundu. Yeni kral yaklaşık yirmi yaşındaydı. Hatırlayın: babasının ona iş bırakmayacağından korkuyordu. Bıraktı.

SAHNE 1.5

Güneşimin önünden çekil

MÖ 335. Thebai ayaklandı. İskender şehri aldı ve yerle bir etti — yıkım kararını müttefik Yunan şehirleri verdi. Altı binden fazla Thebaili öldü, otuz bin kadarı köle olarak satıldı. Şair Pindaros’un evine ve soyuna dokunulmadı.

Yunanlar Isthmos’ta toplanıp Perslere karşı seferin önderliğini İskender’e verdiğinde devlet adamları ve filozoflar onu kutlamaya koştu. Korinthos’ta yaşayan bir adam ise kılını kıpırdatmadı: Sinoplu Diogenes. Ve İskender ona kendisi gitti. Filozofu Kraneion’da güneşlenirken buldu ve bir isteği olup olmadığını sordu.

Biraz güneşimin önünden çekil.

μικρὸν εἶπεν, ἀπὸ τοῦ ἡλίου μετάστηθι.

— Sinoplu Diogenes (Plutarkhos’a göre) · Plutarkhos, İskender’in Hayatı 14.2 (Loeb 14.4)
Yağlıboya tablo: yan yatmış bir fıçının içinden bakan tüylü bir köpek ve önüne dikilmiş tasmalı beyaz bir köpek, arkada bekleyen başka köpekler.
İskender ve Diogenes: Edwin Landseer’in 1848’de sergilenen tablosu; fıçıdaki kırçıl köpek filozof, tasmalı beyaz köpek kral. Fıçı ressamın; anlatılarda Diogenes toprak bir küpte yaşar. Şaka ise yerinde: “kinik” sözü Yunancada köpek demek olan kyon’dan gelir. Tasma da kralın boynunda.Edwin Landseer · kamu malı

Dönüşte çevresindekiler gülüp alay ediyordu. İskender’in cevabı, söylenir, şuydu: İskender olmasaydı, Diogenes olurdu.

SAHNE 1.6

Umutlar

Asya’ya geçmeden önce dostlarının durumuna baktı. Birine bir tarla verdi, birine bir köy, birine bir limanın gelirini — kralın malı neredeyse tükendi. Perdikkas sordu: peki kendine ne bırakıyordu? İskender tek kelimeyle cevap verdi. Umutlarını.

Perdikkas, o hâlde onunla sefere çıkanların da bu umutlara ortak olacağını söyledi ve kendi payını geri çevirdi. Başka dostlar da öyle yaptı. Ve sonra gemilere bindiler.

PERDE 2 · ANADOLU

Kıyıya bir mızrak

MÖ 334, ilkbahar. Çanakkale Boğazı’nın Avrupa yakasında, Sestos’ta, Parmenion orduyu gemilere bindirdi. Piyadenin çoğu ve atlılar 160 savaş gemisiyle karşıya, Abydos’a geçti. Ordu otuz bin kadar piyade, beş bin kadar atlıydı. Karşı kıyıda zaten Makedon askerleri vardı — Filip MÖ 336’da düğündeki Attalos ile Parmenion’u bir öncü kuvvetle göndermişti. İskender Asya’ya geçen ilk Makedon değildi.

Kendisi ayrı geçti: Elaious’tan Akhalar Limanı’na. Asya toprağına gemiden zırhıyla ilk inenin o olduğu söylenir. Rivayete göre inmeden önce kıyıya bir mızrak fırlattı — düşman toprağına atar gibi. Ve sonra dans eder gibi gemiden atladı.

İlk durak Truva’ydı, bugünkü Hisarlık. Anlatılanlara göre İskender orada Athena’ya kurban kesti, kendi zırhını adadı, Truva Savaşı’ndan beri saklanan kutsal silahlardan bazılarını aldı. Akhilleus’un mezarına çelenk koydu. Ve onu bahtiyar saydı: ününü sonraki kuşaklara taşıyacak müjdeci olarak Homeros’u bulmuştu. Sağken bir dost, ölünce bir şair.

SAHNE 2.2 · KARAR NOKTASI

Küçücük bir akıntı

MÖ 334, ilkbaharın sonu. Ordu Granikos’un kıyısına vardı. Karşıda İmparatorluğu’nun Anadolu’daki komutanları bekliyordu — karargâhlarında bir öneri çoktan reddedilmişti. Rodoslu Memnon, Hermias’ı yakalatan adam, savaşmadan çekilmeyi, ekinleri yakıp yemi atlara çiğnetmeyi istemişti — komutanlar dinlemedi. Şimdi Makedon tarafında da bir öneri vardı: Parmenion beklemek istiyordu. Karar sizin.

KARAR NOKTASI · MÖ 334 · GRANİKOS

Persler karşı kıyıda. Parmenion “bekle” diyor. Ne yaparsın?

Ordun ırmağa vardı. Karşıda, dik bir yamacın üstünde, Pers atlıları dizilmiş. Irmak yer yer derin, gün geç. Parmenion yanına geliyor: “Şafakta, onlar dizilmeden geçelim. Şimdi girersek dağınık çıkarız, atlıları bizi kanattan vurur. İlk yenilgi bütün savaşın kaderini bozar.”

Kaynak notu · Öneri ve cevap Arrianos’ta, “delilik” Plutarkhos’ta. Diodoros’ta ise ordu şafakta geçer — tam Parmenion’un önerdiği gibi.

İskender beklemedi. Asya’daki ilk savaş suyun içinde başladı.

SAHNE 2.3

Kleitos’un kılıcı

Çarpışmanın ortasında Lidya ve İonya Spithridates kılıcını arkadan İskender’e kaldırdı. Kleitos davrandı. Adamın omzuna vurdu ve kolunu kılıcıyla birlikte kesip attı. Bu adı aklınızda tutun: altı yıl sonra İskender onu bir içki meclisinde kendi eliyle öldürecek.

Söğütlerle çevrili, köprüden bakılan sakin bir ırmak; solda kumlu bir kıyı ve uzakta bir elektrik direği.
Biga Çayı, Biga’nın kuzeyinde, Haziran 2024. Antik adı Granikos’tu. Savaşın tam yeri bilinmiyor; ırmak bu. İki ordunun arasındaki dere bugün söğütlerin arasından sessizce akıyor.Wikimedia Commons kullanıcısı Kızıldeniz · CC BY-SA 4.0

Savaş kazanıldı. İlk hücumda yaklaşık 25 düşmüştü. İskender tunç heykellerini Lysippos’a yaptırıp Makedonya’da Dion’a diktirdi. Düşenlerin ana babalarını ve çocuklarını vergiden muaf tuttu. On yıl sonra Opis’te ikisini de hatırlatacaktı.

Karşı safın piyadesi Yunan paralı askerlerdi. Bir tepede toplanıp güvence istediler. İskender akıldan çok öfkeyle, ilk o üzerlerine atıldı. ve atlılar onları kısa sürede biçti — ölülerin arasına saklananlar dışında kaçan olmadı. Yaklaşık 2.000 esir zincire vurulup Makedonya’ya çalışmaya yollandı. Gerekçe: Yunan oldukları hâlde barbarlar için Yunanlara karşı savaşmışlardı. Atina’ya ise 300 Pers zırhı gitti, üstünde İskender’in buyurduğu yazıtla:

İskender, Filip’in oğlu, ve Lakedaimonlular dışındaki Yunanlar, Asya’da oturan barbarlardan.

— Atina’ya giden zırhların yazıtı · Arrianos, İskender’in Seferi 1.16.7

Yazıt Sparta’yı dışarıda bırakır ve karşı safta ölen Yunanları hiç anmaz. Ertesi yıl, İssos’ta, Dareios’un hattında yine Yunan paralılar duracaktı. Bu savaşta Yunanlar iki taraftaydı.

SAHNE 2.4

Bir tanrı adak sunmaz

MÖ 334 yazı. Granikos’tan sonra Ege kıyısında yalnız iki kent direndi: Milet ve Halikarnassos. Sardeis, bugünkü Sart, savaşmadan teslim oldu; Lidyalılar eski yasalarını korudu. Efes’te, anlatıldığına göre, İskender Artemis tapınağının yapılmış ve yapılacak bütün masraflarını üstlenmeyi teklif etti. Tek şartı vardı: yazıtta adı geçecekti.

Hatırlayın: bu, yirmi iki yıl önce doğduğu gün yandığı anlatılan tapınaktı. Efesliler reddetti. İçlerinden biri gerekçeyi de buldu — bir tanrının tanrılara adak sunması yakışık almazdı. Onu tanrı diye övüp kapıdan çevirdiler.

Komşu Priene’de, bugünkü Güllübahçe’de ise o ad Athena tapınağının taşına geçti.

Kırık kenarlı uzun bir mermer blok üzerinde üç satır büyük, düzgün Yunan harfleriyle kazınmış yazıt.
Priene’deki Athena Polias tapınağının ithaf yazıtı: Kral İskender tapınağı Athena Polias’a adadı. Sonradan yazılmış bir anlatı değil, İskender’in sağlığında kazınmış bir taş; bugün British Museum’da. Efes’in geri çevirdiği şey burada duruyor: bir kralın adı.British Museum 1870,0320.88 · Wikimedia Commons kullanıcısı Gre regiment · CC BY-SA 4.0

Milet direndi ve düştü. Sonra İskender şaşırtıcı bir karar verdi: kendi donanmasını dağıttı. Parası azdı — 160 gemisi de dört yüz kadar Pers gemisine denk değildi. Kıyı kentlerini birer birer alıp Pers donanmasını karadan çökertecekti. Denizi karadan yenecekti.

SAHNE 2.5

Kraliçe Ada’nın oğlu

MÖ 334’ün sonu, Halikarnassos — bugünkü Bodrum. Savunmayı Granikos’ta sözü dinlenmeyen adam hazırlamıştı: Memnon. Dareios onu artık aşağı Asya’nın ve donanmanın başına geçirmişti. Kent alındı — kaleler düşmedi.

İktidardan itilmiş Karya kraliçesi Ada, elinde kalan son kaleyi, Alinda’yı İskender’e teslim etti ve onu oğul edindi. İskender bu adı küçümsemedi. Kaleyi ona bıraktı — ve Halikarnassos’tan sonra bütün Karya’yı. Ada da oğluna en usta aşçılarını yolladı. İskender’in cevabı anlatılır: hocası Leonidas ona daha iyilerini vermişti.

Kahvaltı için gece yürüyüşü, akşam yemeği için de az bir kahvaltı.

— İskender (Plutarkhos’a göre) · Plutarkhos, İskender’in Hayatı 22.5 (Loeb 22.7–10)
SAHNE 2.6

Merdiven

Kışın ortası, Likya kıyısı. Phaselis’ten sonra İskender ordunun bir kısmını dağ yolundan Perge’ye yolladı. Yanındakileri Klimaks’tan, yani Merdiven’den geçirdi: dağın denize dik indiği bir kıyı, bugün Kemer ile Tekirova arası sayılır. O yol yalnız kuzey rüzgârında açılırdı ve o güne dek güneyden esmişti. Sonra sert bir poyraz çıktı — İskender’le çevresi bunu tanrıların yardımı saydı. Askerler yine de bütün gün göbeklerine kadar suda yürüdü, anlatılır.

Sonradan denizin onun önünde çekildiği anlatıldı. Deniz çekilmemişti — rüzgâr dönmüştü. Bir çağdaşı, komedi yazarı Menandros, buna şöyle güldü:

Bu tam İskender’ce! Birini arasam kendiliğinden çıkar gelir; denizden bir yeri geçmem gerekse orası bana yürünür olur.

— Menandros (Plutarkhos’a göre) · Plutarkhos, İskender’in Hayatı 17.4 (Loeb 17.8)
SAHNE 2.7

Denizdeki tehlike

MÖ 333’ün başında ordu kıyıdan dağlara döndü. İskender Termessos’u kuşatmakla vakit kaybetmedi; Sagalassos’u, bugünkü Ağlasun’u çetin bir çarpışmayla aldı. Kelainai’de, Dinar yakınında, Antigonos’u Frigya satrabı yaptı. Bu adı da unutmayın: Anadolu’yu arkada o tutacak.

İNTERAKTİF · MÖ 334–333 · ANADOLU

On altı durak, bir buçuk yıl

Bir durağa dokun ya da düğmelerle ilerle. Her durakta antik ad, bugünkü yer ve orada ne olduğu.

On altı durak, bir buçuk yıl12345678910111213141516Hellespontos geçişi
Durak 1 / 16
1

Hellespontos geçişi

· Çanakkale Boğazı
MÖ 334 ilkbaharı

Ordu Asya’ya geçer: Parmenion piyadenin çoğunu ve atlıları Sestos’tan Abydos’a 160 savaş gemisiyle taşır. İskender’in kıyıya bir mızrak fırlattığı anlatılır.

— Arrianos 1.11.3–7; Diodoros 17.17.2; Iustinus 11.5.10

Konumlar yaklaşıktır; savaşların tam yeri çoğu zaman bilinmez. Kıyı çizgisi bugünkü hâlidir. Zemin: Natural Earth (kamu malı).

Asıl tehlike haritada yoktu — denizdeydi. Memnon savaşı Makedonya’ya ve Yunanistan’a taşımak için Ege’ye açıldı. Sakız’ı ihanetle ele geçirdi, Midilli kenti dışındaki Lesbos kentlerini yanına çekti — sonra Midilli’yi kuşatırken hastalandı ve öldü. Dareios’un davasına o günlerde belki hiçbir şey bu ölüm kadar zarar vermedi. Onu bir kılıç değil, bir hastalık durdurdu.

SAHNE 2.8

Kızılcık düğümü

MÖ 333. İskender ordusunu Gordion’da topladı — bugün Polatlı’nın yanında, Sakarya kıyısında bir höyük, 2023’ten beri Dünya Mirası. Kalede Midas’ın babası Gordios’un arabası duruyordu. Boyunduruğu kızılcık kabuğundan bir düğümle bağlıydı — düğümün ne ucu görünüyordu ne başı. Anlatılırdı ki onu çözen Asya’ya hükmedecekti.

18. yüzyıl tablosu: tüylü miğferli, mavi pelerinli genç bir komutan bir elinde kısa kılıcı havaya kaldırmış, öbür eliyle yaldızlı bir arabanın oku üzerindeki düğümü tutuyor. Solda sunak başında yaşlı bir rahip, önde çömelmiş bir kadın ve bir çocuk, sağda eğilip bakan askerler; arkada sütunlu bir yapı.
İskender Gordion düğümünü kesiyor: Jean-Simon Berthélemy, 1767. Temsilî; yaldızlı araba da arkadaki sütunlar da 18. yüzyılın hayali. Herkesin bildiği an bu: kılıç havada. Seferde İskender’in yanında olan Aristobulos ise kılıçtan söz etmez; ona göre kral okun çivisini çekti.Jean-Simon Berthélemy · kamu malı

İskender arabanın başına geçti ve boyunduruğu serbest bıraktı. Kesin olan bu kadar. Nasıl yaptığını anlatanlar ikiye ayrılır.

GORDİON · MÖ 333

Bir düğüm, iki son

Bir anlatıcıya dokun: düğüme ne oldu?

Aristobulos
Seferdeydi · kitabı kayıp; Arrianos 2.3.7 ve Plutarkhos 18.2 aktarır

Kesmedi. Arabanın okundaki çiviyi (hestor) çekti ve boyunduruğu çıkardı. Plutarkhos’un aktarımına göre bu iş İskender için çok kolaydı. Bu beş anlatıcıdan seferde bulunan tek kişi o.

Beşinden yalnız biri seferdeydi: Aristobulos. O, çivi der.

Kılıç diyenler kalabalık — çiviyi anlatan ise seferdeki adamdı: Aristobulos. Ressamlar kılıcı seçti.

SAHNE 2.9

Mektup ve ilaç

MÖ 333 yazı. İskender Ankara’da, eski adıyla Ankyra’da, Paphlagonyalıların elçilerini kabul etti. Sonra gece, hafif birliklerle, Toroslar’daki geçide, Kilikya Kapıları’na yürüdü — genellikle Gülek Boğazı sayılan geçide. Geçidi tutan muhafızlar kralın bizzat geldiğini fark edince yerlerini bırakıp kaçtı. Tek kılıç çekilmedi.

Tarsus’ta ağır hastalandı. Kimine göre yorgunluktan, kimine göre Kydnos’un buz gibi suyunda terli terli yüzdüğü için — Kydnos bugün Berdan Çayı sayılır. Sonrası şöyle anlatılır. Akarnanialı hekim Philippos bir ilaç hazırlarken Parmenion’dan bir mektup geldi: hekim Dareios’tan rüşvet almış. İskender mektubu Philippos’a uzattı — hekim okurken kral ilacı içti. Ve ilaç işe yaradı.

Neoklasik tablo: çadırın içinde mor örtüye sarınmış solgun genç bir adam bir elini alnına koymuş, öbür elindeki altın kupadan içiyor. Sağda sakallı bir adam elindeki mektubu dehşetle okuyor; solda kırmızı sorguçlu miğferli bir asker endişeyle bakıyor.
İskender hekimi Philippos’a güveniyor: Benjamin West, 1771. Temsilî; kostümler 18. yüzyılın, mektup da kâğıt gibi çizilmiş. Ama an anlatıldığı gibi: hekim suçlamayı okuyor, kral kupayı çoktan dudaklarına götürmüş.Benjamin West · kamu malı

Sonbaharda, İskenderun Körfezi’nin kıyısında, karşısında bu kez yalnız satraplar olmayacaktı. Sırada kralın kendisi vardı.

PERDE 3 · İKİ KRAL

Yerde kalan yay

MÖ 333, Kasım. İskenderun Körfezi’nin dibinde, bugün genellikle Payas Çayı sayılan Pinaros deresinin iki yakasında, iki kral ilk kez yüz yüze geldi. Bir yanda yirmi üç yaşında bir Makedon. Öbür yanda Pers kralı III. Dareios.

Kuşbakışı Rönesans savaş manzarası: altta binlerce zırhlı asker ve sancak, ortada dağlar ve deniz, üstte girdaplı bulutların arasında batan güneş ve göğe asılı yazıtlı bir levha.
İssos Savaşı, Albrecht Altdorfer, 1529. Temsilî: zırhlar ve kaleler ressamın kendi çağından, olaydan yaklaşık 1.860 yıl sonra. Göğün bir yanında güneş batıyor, öbür yanında bir hilal duruyor. O gün batan, bir kralın ünüydü.Albrecht Altdorfer · kamu malı

Dareios’un hattında yaklaşık 30.000 Yunan paralı asker vardı — Granikos’taki gibi, Makedonların karşısında yine Yunanlar. Ova dardı: bir yanda deniz, öbür yanda dağ. Ve Pers hattı yarıldı. Dareios ilk kaçanlardan biri oldu. Arabasını, kalkanını, kaftanını, yayını bıraktı — bir ata atlayıp gitti. Bu, ilk kaçışıydı.

SAHNE 3.2

Çadırdaki kadınlar

Pers ordugâhı ilk hücumda düşmüştü. Kampta 3.000 talant kadar para çıktı — hazinenin asıl yükü Şam’daydı. Ama çadırda paradan değerli bir şey vardı: Dareios’un ailesi. Annesi, aynı zamanda kız kardeşi olan karısı, küçük oğlu ve iki kızı. Kadınlar Dareios’u ölü sandı ve ağıt yakmaya başladı. İskender Yoldaşlarından Leonnatos’u gönderdi. Haber kısaydı: kral yaşıyor, size kraliçe gibi davranılacak.

Barok tablo: bir çadırın önünde altın zırhlı, tüylü miğferli iki genç komutan. Sarı örtülü yaşlı bir kadın onlardan birinin ayaklarına kapanmış, öbürü elini kaldırmış. Sağda diz çökmüş, ellerini kavuşturmuş kadınlar, kucakta bir çocuk ve türbanlı hizmetkârlar.
Pers kraliçeleri İskender’in ayaklarında, Charles Le Brun, 1660–61. Kostümler Versailles’ın, Pers’in değil. Tablo, iki gençten hangisinin İskender olduğunu açıkça söylemiyor. O gün çadırdaki kraliçe ana da bilememişti.Charles Le Brun · kamu malı

Ertesi gün, rivayete göre, İskender çadıra yalnız Hephaistion’la girdi. İkisi aynı giyinmişti. Dareios’un annesi, daha uzun göründüğü için Hephaistion’un önünde . Yanlışını anlayınca utanıp geri çekildi. İskender’in cevabı bir dostluk ilanıydı:

Yanılmadın anne, çünkü bu da İskender.

— Curtius, Büyük İskender’in Tarihi 3.12.17

Bir kral ailesini çadırda bırakıp kaçmıştı. Öbürü adını bir dostuyla paylaştı.

SAHNE 3.3

Denize döşenen yol

MÖ 332, Fenike kıyısı. Tyros — bugünkü Lübnan’daki Sur — kıyıdan dört stadion, yaklaşık 700 metre açıkta bir adaydı. Surları yüksekti; deniz hâlâ Perslerindi. Tyroslular İskender’e her şeye evet dedi, bir şey dışında: kentlerine, Herakles tapınaklarına girmesine.

Anlatılana göre o gece İskender rüyasında Herakles’i gördü: kahraman onu elinden tutup kente götürüyordu. Kâhin Aristandros rüyayı yorumladı. Kent alınacaktı — ama emekle. Ve İskender denize bir yol döşemeye karar verdi.

Siyah-beyaz, eğik bir hava fotoğrafı: koyu denizin içine uzanan bir burnun üstünde beyaz, düz damlı evlerden bir kasaba; ön planda kasabayı karaya bağlayan geniş, kumlu bir kara parçası ve üstünden geçen yollar.
Tyros, bugünkü Sur, Birinci Dünya Savaşı yıllarında havadan. İskender geldiğinde burası bir adaydı. Fotoğraftaki geniş kara parçası, adayı bugün karaya bağlayan kıstak. Denizin koruduğu kente artık yürüyerek gidiliyor.Library of Congress, Matson Koleksiyonu · kamu malı

Taşlar karadaki eski Tyros’tan söküldü; kıyıya yakın yerde iş kolay ilerledi. Su derinleştikçe askerler hem surlardan hem Tyros gemilerinden dövüldü. Bir gün Tyroslular bir at gemisini kuru dal, zift ve kükürtle doldurdu, ateşe verdi ve yolun ucuna dikilen kulelerin üstüne sürdü. Kuşatma aylarca sürdü.

SAHNE 3.4 · KARAR NOKTASI

Fırat’a kadar

Kuşatma sürerken Dareios’un elçileri geldi. İssos’tan sonra da yazmıştı — o zaman yalnız ailesini geri istemiş, dostluk önermişti. Bu kez masaya çok daha fazlasını koydu. Siz olsanız alır mıydınız?

KARAR NOKTASI · MÖ 332 · TYROS ÖNÜ

On bin talant, Fırat’a kadar toprak, bir de düğün. Kabul eder misin?

Tyros kuşatması sürüyor. Dareios’un elçileri geldi: esir ailesi için 10.000 talant, Fırat’tan Yunan denizine kadar bütün topraklar ve kızıyla evlilik. Yoldaşlar meclisinde Parmenion’un şöyle dediği söylenir: “İskender olsaydım bu şartlarla yetinir, savaşı bitirirdim.”

Kaynak notu · Teklifin zamanı (Tyros önü Arrianos’un sırası), miktarı (10.000 mi, 30.000 talant mı?) ve sınırı (Halys mı, Fırat mı?) kaynaktan kaynağa değişir; iki adamın karşılıklı sözü ise dört kaynakta aynıdır.

Ailesini İssos’ta çadırda bırakıp kaçan kral, onları şimdi parayla geri almak istiyordu. İskender pazarlık etmedi. Gerisini bir ova karara bağlayacaktı.

SAHNE 3.5

Tapınak ve ok

Tyros yedi ay dayandı ve MÖ 332 yazında düştü. Yaklaşık 8.000 Tyroslu öldü; 30.000 kadar kişi köle diye satıldı. Anlatılır ki Sidonlu askerler 15.000 kişiyi gizlice gemilerine alıp kurtardı. Bağışlananlar Herakles tapınağına sığınanlardı — kralları da aralarındaydı. İskender o tapınakta Herakles’e kurban kesti. Sonunda içeri girmişti.

Mısır yolundaki son engel Gazze’ydi. Aristandros bu kez bir uyarı getirdi: kent alınacaktı, ama kral o gün kendini korumalıydı. İskender yine de çarpışmanın en sıkışık yerine koştu. Bir mancınık oku kalkanını ve zırhını delip omzuna girdi. Gazze’yi savunanların hepsi yerlerinde savaşarak öldü. Kâhin iki kez haklı çıkmıştı. Bu yarayı aklınızda tutun.

PERDE 4 · KURMADIĞI KÜTÜPHANE

Unla çizilen şehir

MÖ 332. Gazze’nin ardından Mısır geldi — ve Mısır savaşmadı. Pers satrabı Mazakes’in elinde asker kalmamıştı; ülkeyi kendisi açtı. MÖ 331’de İskender kıyıda bir yer seçti: bir yanda Mareotis gölü, öbür yanda deniz. Agoranın, tapınakların ve surun yerini kendisi işaretledi; Yunan tanrılarının yanına Mısırlı İsis’i de koydu. Mimarın adı en çok Deinokrates diye geçer — Efes’teki Artemis Tapınağı’nın yeniden yapımında da anılan adam.

İskenderiyelilerin anlattığı bir efsaneye göre yeri ona Homeros göstermişti. Rüyasında ak saçlı bir ihtiyar, Odysseia’nın Pharos adasını anan dizelerini okumuş. İskender adayı görünce Homeros’un çok bilge bir mimar olduğunu söylemiş. Şehrin yeri bir şiirden çıkmış.

Siyah-beyaz gravür: kumlu, düz bir kıyıda iki adam yere serili ızgara sokaklı bir şehir planına eğilmiş. Zeminde ufka uzanan beyaz çizgiler, sırtındaki çuvaldan yere beyaz toz döken bir işçi, ortada miğferli bir atlı ve cüppeli adamlar; solda hurma ağaçları ve bir çadır, gökyüzünde kuşlar.
İskenderiye’nin sınırları çiziliyor, André Castaigne, 1899. Plan kâğıdı çizerin hayali; yere çekilen beyaz çizgiler değil. Anlatıya göre o çizgiler arpa unuydu. Gökteki kuşlar birazdan inecek.André Castaigne · kamu malı

Anlatılana göre çizgi çekecek bir şey kalmayınca askerlerin arpa ununu kullandılar. Şehrin planı una çizildi. Kâhin Aristandros bunu bolluğa yordu. Sonra kuş sürüleri indi ve unu yedi. Şehir daha kurulmadan doyurmaya başlamıştı.

SAHNE 4.2

Siwa: kumdaki baba

Mısır’da İskender’i çeken bir yer daha vardı. Çölün ortasında, Siwa vahasında Ammon’un kâhini otururdu; ataları sayılan Perseus ile Herakles de ona danışmıştı. İskender kıyı boyunca Paraitonion’a, oradan güneye, kuma yürüdü. Su bitti. Ve yağmur yağdı. Sonra rüzgâr yol izlerini kumla sildi; kimine göre konuşan iki yılan, kimine göre iki karga önlerinden gidip yolu gösterdi.

Vahada kâhine danıştı ve duyduklarının gönlüne göre olduğunu söyledi. Söylenir ki kâhin onu Yunanca ō paidion, yani yavrum diye selamlamak istemiş, ama dili sürçmüş. Söz ō pai Dios gibi duyuldu: ey Zeus’un oğlu. Yunanlar için Ammon, Zeus’tu.

Opis’teki alayı hatırlayın. Askerler ona, babanla sefere çık, diye bağırmıştı. O babayı burada, kumun ortasında bulmuştu.

SAHNE 4.3

İskender kurmadı

İskender MÖ 331’de İskenderiye’yi kurdu. Kütüphaneyi kurmadı. Kütüphane de da o öldükten sonra, Ptolemaioslar döneminde ortaya çıktı — hangi Ptolemaios’un başlattığını bile kimse kesin bilmiyor. Antik kaynaklarda İskender’i kütüphaneye bağlayan tek bir cümle yok.

Düzenleyicisi diye anılan adam bile şanssızdı. Anlatılana göre Phaleronlu Demetrios, I. Ptolemaios’a tahtı Eurydike’den olan çocuklarına bırakmasını öğütledi. Taht Berenike’nin oğluna, II. Ptolemaios’a geçti; Demetrios taşrada gözetim altına alındı. Yanlış veliahta oynamıştı.

Siyah-beyaz gravür: Mısır tipi kalın sütunlu bir salonda raflardaki rulolar ve masa başında okuyan adamlar.
İskenderiye Kütüphanesi’nin hayalî görünümü, O. von Corven, 19. yüzyıl. Kütüphanenin arkeolojik olarak tanımlanmış bir kalıntısı yok; sütunlar, raflar ve rulolar ressamın tahmini, binanın yeri bile tam bilinmiyor. Binası kayıp; ünü ayakta.O. von Corven · kamu malı

Bağı ilk kuran metin yaklaşık 1200’de yazıldı. Bağdatlı bir bilgin, Abdüllatif el-Bağdadi, şehrin büyük sütununu anlatıyordu — bugün Pompeius Sütunu denen sütunu. Çevresindeki yapıya üç kimlik birden verdi: Aristoteles’in ders verdiği yer, İskender’in yaptırdığı akademi, Amr’ın yaktığı kütüphane. Bunu bilgi diye değil, tahmin diye yazdı. Aristoteles İskenderiye’ye hiç gelmedi. Amr hikâyesi de uydurma. Bin beş yüz yıllık boşluğu bir tahmin doldurdu.

SAHNE 4.4

Dareios’un sandığı

Gerçek hikâye bir sandıkta. Bir gün İskender’e Dareios’un eşyaları arasından bir sandık getirildi — onu teslim alanlar daha pahalısını hiç görmemişti. İskender dostlarına sordu: bunun içine en çok ne konmaya değer?

İNTERAKTİF · DAREİOS’UN SANDIĞI

Paha biçilmez bir sandık. Sen içine ne koyardın?

Dareios’un eşyalarını teslim alanlar ondan pahalısını görmemişti. İskender dostlarına sordu: içine ne konsun? Sen seç.

Sandık: Plutarkhos 26.1–2; 8.2; Strabon 13.1.27; Plinius 7.108. Kitap kolisi: Plutarkhos, İskender 8.3.

Cevap bir kitaptı: İlyada. O nüshayı hatırlıyor musunuz? Aristoteles’in düzelttiği, hançeriyle birlikte yastığının altında tuttuğu söylenen İlyada. Ona artık sandıktan olan deniyordu.

Asya’nın içlerinde başka kitap bulamayınca, mali işlerin başındaki Harpalos’a kitap yollamasını emretti. Koli geldi. İçinde bir tarihçi, üç tragedya şairi, iki dithyrambos şairi vardı. İskender’in kendi kütüphanesi bir sandık ve bir koliydi.

SAHNE 4.5

Cesedin mahallesi

İskender öldüğünde Ptolemaios cesedini kaçırıp Mısır’a götürdü. Kütüphaneyle gerçek bağ ancak o zaman kuruldu. Sonunda ceset İskenderiye’de, saray mahallesinde bir mezara kondu. Mouseion da o mahalledeydi. Kitaplar, Augustus’un MÖ 30’da ziyaret edeceği mezarla aynı mahallede toplandı. Kütüphane İskender’in değil, cesedinin peşinden geldi.

Kaç kitap vardı? Antik sayılar 40.000 ile 700.000 arasında savrulur. MÖ 3. yüzyılın sonuna kadar adı bilinen Yunan yazar yaklaşık 625 kişidir. Her biri elli rulo yazmış olsa toplam 31.250 eder. Gerçek koleksiyon muhtemelen antik rakamların on kat küçüğüydü. Ün, raflardan büyüktü.

SAHNE 4.6

Yavaş yangın

Sonunda kütüphane yok oldu. Peki kim yaktı? Suçlanan çok: Sezar, bir Roma imparatoru, Hristiyanlar, bir Arap komutan. Dosyaları açın.

İNTERAKTİF · KÜTÜPHANE DOSYASI

Bir kurucu. Dört şüpheli. Bir gerçek suçlu.

Bir dosyaya dokun. Çubuk ne kadar uzunsa, iddia olaydan o kadar sonra doğmuş.

olay · çubuk: iddianın ortaya çıkması için geçen yıllar

YANLIŞMÖ 331, şehrin kuruluşu · ilk yazan: Abdüllatif el-Bağdadi, yaklaşık 1200

Şehri o kurdu, kütüphaneyi değil. Kuruluşu anlatan hiçbir antik yazar kütüphaneyi anmaz. Onu İskender’e ilk bağlayan, bin beş yüz yıl sonra tahmin yürüten bir Bağdatlı bilgindir.

Cevap, büyük olasılıkla: zaman. MÖ 145’te Mouseion bilginlerinin çoğu kovuldu; bundan sonra düzenli kitap toplanması pek olası değil. Bir papirüs rulosu bir yüzyıl, bazen iki üç yüzyıl kullanılabiliyordu — ötesi görülmüyor. İskenderiye’nin deniz nemi papirüse düşmandı — o şehirden antikçağdan tek bir papirüs bile bugüne kalmadı. Kitapların yeniden kopyalanıp yenilendiğine dair bir iz yok. Kütüphaneyi tek bir gece değil, bakımsız geçen yüzyıllar bitirdi.

PERDE 5 · GAUGAMELA

Ay karardı

MÖ 331, 20 Eylül. Babil’de, Esagila tapınağının kâtipleri her günkü işlerini yaptı — göğe baktılar, Fırat’ın seviyesini, havayı ve çarşıdaki fiyatları yazdılar. O gece ay tutuldu. Kâtiplere göre gök, yeryüzündeki büyük değişimleri önceden haber verirdi. Bu yüzden yeryüzünü de yazarlardı.

Kuzeyde iki ordu birbirine yaklaşıyordu — buluşacakları ova bugünkü Musul’un kuzeydoğusundaydı. Makedon tarafında kâhin Aristandros yine işaret okudu: tutulma Makedonlardan yanaydı. Ve on bir gün sonra Babil’deki kâtipler yeni bir satır ekledi. Ulūlu ayının 24’ü: karşılıklı bir savaş — bugünkü takvimle 1 Ekim.

Çatlaklı, kenarları kırık, yüzü sık çivi yazısı satırlarıyla dolu kahverengi kil tablet.
Babil astronomi günlüğünden bir parça, MÖ 331–330 yılı. O yılın günlüğü savaşın gününü ve on bir gün önceki ay tutulmasını kaydeder; savaş satırının bu kırık parçada olduğu kesin değil. Gaugamela’nın gününü bir Yunan tarihçi değil, bir Babilli kâtip yazdı.Wikimedia Commons kullanıcısı Zunkir · CC BY-SA 4.0 · British Museum, BM 36761
SAHNE 5.2

Bir milyon

Ovayı bir ders seçti. Dareios’un çevresindekiler onu inandırmıştı: İssos’u dar arazi yüzünden kaybetmişti. Gaugamela’nın ovası düzdü, Persler yine de engebeyi düzledi — tırpanlı arabalar rahat koşsun diye. Pers ordusunun 40.000 atlı, 200 tırpanlı araba, 15 kadar fil ve bir milyon piyade olduğu söylendi. İskender’in elinde 7.000 atlı ve 40.000 kadar piyade vardı. Bir milyon.

Bu kadar insan bir ovaya sığar mı? Böyle rakamları cetvelle sınayan bir tarihçi var: Polybios. Makedon Kynoskephalai’den (MÖ 197) sonra Roma lejyonlarıyla karşılaştıran adam. Seferin tarihçisi Kallisthenes İssos için şunu yazmıştı: deniz ile dağ eteği arası 14 stadion, Dareios oraya 30.000 atlı ve 30.000 paralı asker dizmiş. Hesap basitti: atlılar en çok sekiz sıra dizilir, birlikler arasında boşluk gerekir — 14 stadiona ancak 11.200 at sığar. Küçük rakamlar bile sığmıyordu. Şimdi aynı cetveli bir milyona tutun.

İNTERAKTİF · MÖ 331 · BİR MİLYON KİŞİ

Bir milyon kişi o ovaya sığar mı?

Bir ordu seç. Sonra ovayı genişlet, safları derinleştir, askerleri sıklaştır. Bak bakalım sığıyor mu.

Sığmaz. Ovanın 48,2 katı genişlik gerekir.
Ordunun istediği genişlik:
675 stadion (≈ 121,5 km)
· 1.000.000 piyade, 16 sıra:
625 stadion
· 40.000 atlı, 8 sıra:
50 stadion
14 stadionluk ovaya en çok:
22.400 piyade ya da 11.200 atlı

Rakamı veren: Arrianos 3.8.6, “söylenirdi” kaydıyla

Gaugamela’nın genişliğini hiçbir antik kaynak vermez; Arrianos yalnız arazinin her yanının düz olduğunu ve Perslerin engebeyi düzlediğini yazar (3.8.7). Ovayı sonuna kadar aç: 60 stadionda, yaklaşık 11 km’de bile sığmaz.

Hesap Polybios’un kuralıdır (Tarihler 12.17–22): atlılar 8 sıra derinlikte, bir stadiona 800 at. Araç ovanın ya da ordunun gerçek büyüklüğünü ölçmez. Kilometre karşılığı bir varsayımdır: Yunan ayağı kentten kente değiştiği için 1 stadion yaklaşık 180 m alındı. 3 ayaklık sık düzen Polybios’ta (18.29.2) İskender’in değil, MÖ 2. yüzyılın Makedon falanksı için geçer.

Cevap: sığmaz. Bir milyon piyade, on altı sıra derinlikte bile, kabaca 56 ile 112 kilometrelik bir cephe ister. Gerçek sayı bilinmiyor — çok daha küçük olmalı. Ama Pers hattı, sol kanadında, Makedon hattını yine çok aşıyordu. Sayı abartıydı. Cephe gerçekti.

SAHNE 5.3 · YILDIZ MODÜL

Gedik

1 Ekim. İskender dizilişi başka bir atla dolaştı — anlatıldığına göre Bukephalas artık yaşlıydı, kral ona ancak saldırı anında geçti. Savaşı bir yürüyüş açtı: İskender sağa kaydı, Persler de onunla birlikte kaydı. Makedonlar düzlenmiş zeminin kenarına gelince Dareios korktu: arabaları engebede işe yaramazdı. Sol kanadına emir verdi: dolanın.

Kanatta sert bir süvari çarpışması başladı, tırpanlı arabalar da saldırdı. Cirit atıcılar sürücüleri vurdu — bazı arabalar, emir gereği açılan safların arasından geçip arkada yakalandı. Pers atlıları kanadı sarmak için kaydıkça kendi ön hatlarında bir boşluk bıraktı. Belirleyici an bir boşluktu.

İskender o gediğe döndü. Hetairoi süvarisinden ve yanındaki falankstan bir kama yaptı — ve koşarak, savaş çığlığıyla, doğrudan Dareios’a yürüdü. Kısa bir göğüs göğüse çarpışma oldu: atlılar mızraklarını Perslerin yüzüne vuruyor, sık dizilmiş falanks diken diken ilerliyordu. Dareios’un korkusu çoktan büyümüştü. İlk dönüp kaçan o oldu. Şimdi o günü evre evre izleyin.

İNTERAKTİF · 1 EKİM MÖ 331 · GAUGAMELA

Pers hattı daha uzun. Gedik yok. Henüz.

Oynat’a bas ya da evreleri tek tek aç. İskender’in sağa nasıl kaydığına, Pers hattının nerede yırtıldığına bak.

Üstte Persler (lacivert), altta Makedonlar (altın). Kesik çerçeveler: altta kamp; 5. ve 6. evrede açılan gedikler.

PERS ORDUSUMAKEDON ORDUSUkampGEDİKGEDİK123456789101112131415
  1. 1İskender ve hetairoi
  2. 2Hypaspistler
  3. 3Falanks
  4. 4Falanks (sol)
  5. 5Parmenion, Teselyalılar
  6. 6Menidas, Paionlar
  7. 7Agrianlar, cirit atıcılar
  8. 8İkinci hat
  9. 9Dareios
  10. 10Pers merkezi, paralı Yunanlar
  11. 11Filler
  12. 12Tırpanlı arabalar
  13. 13Baktra ve İskit atlıları
  14. 14Pers sağ kanadı
  15. 15Kampa dalan atlılar
EVRE 1 / 7

Diziliş

Pers hattı çok daha uzun. Dareios merkezde, önünde tırpanlı arabalar. İskender sağ kanatta; arkada geri dönmeye hazır ikinci bir hat.

— Arrianos 3.11.3–3.12.5

Şema temsilîdir: birlik boyutları, mesafeler ve sayılar ölçekli değil. Hareketler Arrianos’un anlatımını izler (İskender’in Seferi 3.11–15). Pers sol kanadında Baktralı atlılar, sağ kanadında Koile Suriye ve Mezopotamya birlikleri vardı (3.11.3–4); Baktralıları Bessos, Suriyelileri Mazaios yönetiyordu (3.8.3, 3.8.6).
SAHNE 5.4

İkinci kaçış

Savaş Dareios’un kaçışıyla bitmedi. Bu kez gedik Makedon hattında açıldı. Hint ve Pers atlıları Makedon kampına daldı — ikinci hat dönüp onları arkadan vurdu. Pers sağ kanadı, kralının kaçtığından habersiz, Parmenion’u kuşatıyordu. Yaşlı komutanın habercisi yetişti — İskender takibi bırakıp geri döndü. En çetin süvari çarpışması o dönüşte oldu: 60 kadar hetairos düştü. Koinos yaralandı. Beş yıl sonra ordunun sesi o olacaktı.

Sonra yeniden Dareios’un peşine düştü ve onu Arbela’ya, bugünkü Erbil’e kadar kovaladı. Yakalayamadı. Pers kralı arabasını, kalkanını ve yayını yine geride bırakmıştı. İki savaş, iki kaçış, iki kez geride kalan bir araba. Ve İskender kazandı. Bedeli kimin saydığına göre değişir: 40.000 ile 300.000 arasında Pers ölüsü, 100 ile 1.200 arasında Makedon. Sayı bilinmiyor; ölçek biliniyor.

Antik taban mozaiği: solda at üstünde mızrağıyla saldıran genç İskender, ortada savaş arabasında dönüp kaçan Dareios ve askerleri.
İskender mozaiği, Pompeii’deki Faun Evi’nin tabanından; bugün Napoli’de. Olaydan yaklaşık iki yüzyıl sonra yapıldı, kayıp bir Helenistik tabloyu kopyaladığı düşünülür. Mozaikte yazı yok: sahne genellikle İssos diye okunur, ama hangi savaş olduğunu mozaik söylemez. Arabasında dönüp geriye bakan kral iki savaşa da uyar.Wikimedia Commons · kamu malı · Napoli Ulusal Arkeoloji Müzesi
SAHNE 5.5

Kentlerine gittiler

Babil’deki kâtip olayı başka türlü yazdı. Onun satırlarında kama da yok, gedik de:

Kral: askerleri onu bıraktı ve kentlerine [gittiler]. Guti ülkesine kaçtılar.

— Babil astronomi günlüğü, Ulūlu 24 kaydı (1 Ekim MÖ 331)

Köşeli parantez tabletin kırık yerinin tamamlamasıdır.

Kahramanlık yok, korkaklık da. Yalnız kralını bırakıp kentlerine dönen askerler var.

KAYNAKLAR NE DİYOR?Dareios’u kim bıraktı?

Kesin olan şu: Dareios savaş alanından sağ çıktı. Nasıl çıktığını üç anlatı üç türlü verir.

Arrianos: Hattı yarılınca ilk dönüp kaçan Dareios’tu; korkusu çoktan büyümüştü.

Diodoros: Arabacısı vuruldu. Uzaktakiler kralın düştüğünü sandı ve kaçış onlardan başladı.

Babil günlüğü: Askerleri kralı bıraktı ve kentlerine gitti. Livius.org’un notuna göre savaşı anlatan tek çağdaş kaynak bu birkaç satırdır. Bazı çeviriler “kral askerlerini bıraktı” diye okur; aynı nota göre bu okuma Babilli kâtibin alışılmadık söz diziminden doğmuş olabilir, özgün sıra “kral, askerleri onu bıraktı” biçimindedir. Guti ülkesi de aynı nota göre Diyala vadisi, yani Ekbatana’ya giden en kısa yol.

Arrianos Pers hattını ise bir Pers belgesine dayanarak sayar: Aristobulos’a göre Dareios’un yazılı savaş düzeni sonradan Makedonların eline geçmişti.

Ekim’in sonunda İskender Babil’e vardı. Kent ona kapılarını savaşmadan açtı. Kral, Xerxes’in yıktığı tapınakların — Bel’in tapınağı da aralarındaydı — yeniden yapılmasını emretti. Gaugamela’yı kaydeden günlük ona bir unvan da verir: dünyanın kralı. Sekiz yıl sonra aynı tapınağın kâtipleri bir satır daha yazacaktı. Çok daha kısa bir satır.

PERDE 6 · YÜRÜYEN SARAY

Adım sayanlar

MÖ 331’in sonu. Ordu Babil’den Susa’ya yirmi günde yürüdü — ve içinde bu yolları ölçen adamlar vardı. Onlara deniyordu: konaklar arasındaki mesafeyi ölçüp yazan görevliler. Biri, Baiton, kitabına bir yol defteri gibi ad koydu: İskender’in Yürüyüşünün Konakları. Giritli Philonides ise unvanını Olympia’da bir adak taşına kazıttı: “Kral İskender’in ulağı ve Asya’nın bematisti.” Asya’nın adım sayıcısı.

Sefer boyunca askerlerin yanında bambaşka bir kalabalık yürüdü: bir tarihçi, filozoflar, kuşatma mühendisleri, hekimler, bir kâhin, bir saray teşrifatçısı ve yarışmalar için Yunanistan’dan getirilen sahne sanatçıları. Ama bu bir bilim heyeti değildi. Herkesin bir işi vardı — tarihçi zaferi yazacak, mühendis duvarı yıkacak, aktör orduyu eğlendirecekti. Bilim bu işlerin yan ürünüydü. Şimdi kadroya bakın.

İNTERAKTİF · SEFERİN KADROSU

Ordu yürüdü. Yanında yazanlar, ölçenler, çizenler.

Birine dokun. Renk, seferdeki işini gösterir.

tarih ve yazıölçüm ve coğrafyabilim ve felsefesanatkehanet ve hekimlikmühendislik

Kallisthenes

TARİH VE YAZI

Resmî tarihçi, Olynthoslu

Zaferleri yazmakla görevliydi. Aristoteles’in yanında yetişmiş bir akrabası; Delfi’deki bir taş ikisini birlikte över ve taçlandırır. (Arrianos 4.10; Plutarkhos 55)

Geriye ne kaldı: İskender tarihi; yalnız başkalarının alıntıladığı parçalar

Türkiye bağı: Strabon, İskender’in İlyada’sını onunla ve Anaksarkhos’la gözden geçirdiğini Truva (İlion) anlatısının içinde verir.

SAHNE 6.2

Ünü yazacak adam

Kalemi Olynthoslu Kallisthenes tutuyordu. Aristoteles’in yakın akrabasıydı, onun yanında yetişmişti. İkisi birlikte de çalıştı: Delfi’deki bir taş ikisini övüp taçlandırır — gerekçe muhtemelen Pythia oyunlarının galipler listesini derlemeleridir. Seferde resmî tarihçiydi. Kendi işini nasıl gördüğü de anlatılır:

[Dediğine göre] kendisi İskender’den ün kazanmaya gelmemişti, onu insanlar arasında ünlü kılmaya gelmişti.

— Kallisthenes, Arrianos’un aktarımıyla · Arrianos, İskender’in Seferi 4.10.2

Arrianos sözü “eğer doğru yazıldıysa” kaydıyla verir.

Bu övünmeyi hatırlayın.

SAHNE 6.3

Çamurdan berrak su

Saray filozofu Abderalı Anaksarkhos’tu. Elisli Pyrrhon onunla Hindistan’a kadar gitti. Yolda çıplak bilgeler ve magoslarla karşılaştı — anlatılana göre bu karşılaşma onu kuşkuculuğa yöneltti. Hindistan’dan bir şüpheyle döndü.

Kral gemisinin dümencisi Onesikritos, kendi anlattığına göre, Taksila yakınında bilgelerle konuşmaya gönderildi. Arada üç tercüman vardı. En yaşlıları Mandanis orduya katılma davetini reddetti. İskender’i övdü, ama bir sınır da çizdi:

Silahlar içinde felsefe yaparken gördüğü tek kişi oydu. […] [Üç tercümanla felsefe konuşmak] çamurun içinden berrak su akmasını beklemeye benzer.

— Mandanis, Onesikritos’un anlatısından · Strabon, Coğrafya 15.1.64

Bilgelerden Kalanos ise orduya katıldı. Dönüş yolunda, Persis’te, ömründe ilk kez hastalandı — ve hasta bir adamın hayatını yaşamak istemedi. İskender uzun süre karşı çıktı. Sonra bir odun yığını hazırlattı, işi Ptolemaios’a verdi. Kalanos sedyeyle geldi — başında çelenk, kendi dilinde şarkılar söyleyerek. Yığına uzandı. Ve alevler içinde kıpırdamadı. Nearkhos’un anlattığına göre o an kralın emriyle borazanlar çaldı, ordu savaş çığlığı attı, filler de naraya katıldı. Ordu bir bilgeyi savaşa girer gibi uğurladı.

SAHNE 6.4

Yüz, tunç, sahne

İskender yüzünü birkaç ustaya emanet etti, denir: resmini Apelles’e, mührünü Pyrgoteles’e, heykelini Lysippos’a. Apelles, Efes’teki Artemis Tapınağı için elinde yıldırım tutan bir İskender yaptı — karşılığında 20 talant altın aldığı anlatılır. Lysippos’u ise tanıyorsunuz: Granikos’un 25 kadar atlısını da o dökmüştü.

Aşınmış mermer büst: dalgalı saçlı, başını hafifçe sağa çevirmiş genç bir adam; altında üzerinde Yunanca adlar kazılı dört köşe bir taş gövde.
Azara hermi: mermer bir İskender portresi. Roma dönemi kopyası (MS 1.–2. yüzyıl); kopyaladığı Yunan özgününün Lysippos’a dayandığı düşünülür. Yazıt onu adıyla anar: Filip oğlu İskender. Yüzünü yalnız birkaç ustaya emanet ettiği söylenen kraldan elimizde kopyalar kaldı.Fotoğraf: Jastrow · kamu malı · Louvre, Ma 436

Sahne de seferle yürüdü. Kilikya’daki Soloi’de, bugünkü Mezitli’de, Memfis’te ve Tyros’ta yarışmalar düzenlendi. Tyros’ta kralın gözdesi, tragedya oyuncusu Thessalos, Athenodoros’a yenildi. İskender’in, onun yenildiğini görmektense krallığının bir kısmını vermeyi yeğleyeceğini söylediği anlatılır. Krallığın bir kısmı. Bir oyun için.

SAHNE 6.5

Filozof değil, asker

Seferden bilime kalan en sağlam iz bir kitapta. Aristoteles’in okulunu devralan Theophrastos, Bitkilerin Tarihi’ne seferden dönenlerin anlattıklarını yazdı: dallarından kök salıp çadır gibi gölgelik kuran bir incir, yaprağı duta benzeyen ve giysi yapılan ağaçlar, Basra Körfezi’nde denizin içinde biten ağaçlar. Banyan, pamuk, mangrov.

Peki yeni şehirler? Seyhun kıyısındaki İskenderiye Eskhate’nin, bugünkü Hocend’in surları yaklaşık üç haftada bitti. İçine paralı Yunan askerleri, gönüllü yerliler ve artık savaşamayan Makedonlar yerleşti. Listede bir bilgin ya da sanatçı yok. Yetmişten fazla şehir ve Sophokles okuyan Pers çocukları ise Plutarkhos’un bir övgü söylevinden gelir — eleştirel bir sayımda Mısır dışındaki gerçek kuruluşlar bir düzineyi bulmaz.

Doğuya yerleştirilen Yunanlar kralın sağlığında korkudan boyun eğdi. O ölünce Yunan âdetlerini özleyip ayaklandılar — 20.000 piyade ve 3.000 atlı eve yürümeye kalktı. Yeni şehirlere filozof değil, asker yerleşti.

PERDE 7 · KRAL MI, TANRI MI

Pers Kapıları: geri çekiliş

MÖ 330, kış. Zagros dağlarında dar bir geçit: Pers Kapıları. Pers satrabı Ariobarzanes geçidi bir surla kapatmıştı; anlatılana göre 40.000 piyadesi ve 700 atlısı vardı. İskender saldırdı ve yukarıdan oklar, makinelerin fırlattığı mermiler yağdı. Saldırı durdu. Ordu kampa geri çekildi.

İskender’in hiç yenilmediği söylenir; bu geçit o cümleye uymaz. Kurtuluşu esirler getirdi — dolambaçlı bir dağ yolu. Ordu gece yürüdü, geçidi arkadan dolandı ve aldı. Persepolis’in yolu açılmıştı.

SAHNE 7.2

Hazine, sonra ateş

Persepolis’te İskender’i Ahameniş krallarının hazinesi bekliyordu. Altını da gümüşe çevirip sayınca hazinenin 120.000 talant ettiği söylenir. Sikkelerin dışındaki eşyayı taşımaya on bin çift katırla beş bin deve gerekmiş. Yirmi bin katır — bir hazine değil, bir kervan.

Ve sonra saray yandı. Nasıl başladığı iki türlü anlatılır: bir kararla mı, bir içki gecesinde mi? Kesin olan bu kadar.

Bulutlu gökyüzü altında, geniş bir taş terasın üzerinde yükselen tek tük yüksek taş sütunlar ve arkada taş kapı çerçeveleri.
Persepolis bugün, İran’ın Fars bölgesinde: Apadana’nın ayakta kalan sütunları ve arkada Tachara sarayının taş kapı çerçeveleri (fotoğraf, 2019). Saray MÖ 330’da yandı; taş yirmi üç asırdır ayakta.Carole Raddato · CC BY-SA 2.0
KAYNAKLAR NE DİYOR?Persepolis’i kim yaktı?

Bir karar. Arrianos’ta yangın bir karardır. Parmenion karşı çıkar: artık kendi malı olanı yakarsa Asyalılar onu yalnızca geçip giden bir fatih sanacaktır. İskender, Perslerin Atina’yı yıkıp tapınakları yakmasının öcünü almak istediğini söyler. Arrianos kahramanına burada karşı çıkar: “Bana da öyle geliyor ki İskender bunu akılla yapmadı” (İskender’in Seferi 3.18.12).

Bir içki gecesi. Plutarkhos’ta ve Diodoros’ta yangın bir eğlencede başlar. Kışkırtan, Ptolemaios’un eşlikçi kadını (hetairası) Atinalı Thais’tir. Diodoros’a göre meşaleyi kraldan sonra ilk o attı: Xerxes’in Atina’ya yaptığını, yıllar sonra o topraklardan bir kadın bir eğlencede ödetmişti. Plutarkhos, İskender’in çabuk pişman olup yangını söndürttüğünü ekler.

Yıllar sonra, Hindistan dönüşünde yanık saraya yeniden uğradığında, yaptığını bu kez övmedi.

SAHNE 7.3

Arabadaki kral

MÖ 330, yaz. Dareios Gaugamela’dan beri doğuya kaçıyordu ve İskender onu Medya’dan Hazar Kapıları’na kadar kovaladı. Son gece en hızlı atlılarıyla dört yüz stadion yol aldı, şafakta kaçanlara yetişti. Dareios bir arabanın içindeydi — onu Bessos ve adamları götürüyordu. İskender yaklaşınca Satibarzanes ile Barsaentes kralı yaralayıp bıraktı ve 600 atlıyla kaçtı. Dareios kısa süre sonra öldü.

İskender onu canlı göremedi. Bir anlatıya göre can çekişen kralı Polystratos adında bir Makedon buldu; Dareios su istedi, içti ve gördüğü iyiliğin karşılığını veremediğine yandı. İskender gelince pelerinini cesedin üstüne örttü ve cesedi, öteki kralların yanına gömülsün diye Persis’e gönderdi. İskender’den iki kez kaçmıştı. Kendi adamlarından kaçamadı.

SAHNE 7.4

Bu el

MÖ 328, sonbahar. Marakanda — bugünkü Semerkant. Bir içki meclisinde dalkavuklar, söylenir, İskender’i Dioskurlardan, hatta Herakles’ten üstün tuttu. Kleitos’un sabrı taştı. Gaugamela’da kraliyet bölüğünü o yönetmişti. Kralın barbar usullere kaymasından zaten rahatsızdı; şarap da onu kızıştırmıştı. Bu işleri İskender’in tek başına yapmadığını, çoğunun Makedonların eseri olduğunu söyledi, Filip’i övdü. Sonra sağ elini kaldırdı.

Bu el, İskender, o gün seni kurtardı.

— Arrianos, İskender’in Seferi 4.8.7

Granikos’u hatırlayın: Spithridates’in kolunu kesen eldi bu. İskender bağırıp muhafızlarını çağırdı, kimse karşılık vermedi — bir nöbetçinin sarissasını kaptı. Ptolemaios Kleitos’u dışarı çıkarmıştı; anlatılana göre Kleitos geri döndü. Ve kral, hayatını kurtaran adamı öldürdü.

Üç gün yemedi, içmedi. Filozof Anaksarkhos teselliye geldi ve — rivayete göre — güldü: eski bilgeler Adalet’i tam da bunun için Zeus’un yanına oturtmuştu. Büyük bir kralın yaptığı her şey adil sayılmalıydı. Bu teselli, yasından da büyük bir kötülüktü.

Siyah-beyaz gravür: mumlu avizenin aydınlattığı bir şölen salonunda, perdenin önünde göğsüne mızrak saplanmış bir adam geriye yığılıyor; ortada başında çelenk olan, saçları dağınık genç bir adam öne atılmış, çevresindekiler dehşetle başlarını tutuyor; yerde devrilmiş bir kadeh, şarap testisi ve meyve tabakları.
Kleitos’un öldürülüşü — André Castaigne, 1898–99. Mumlu avize ressamın hayali; perde ise anlatının kendisinden: Kleitos son sözü için o perdenin ardından geri döndü. Granikos’ta İskender’i kurtaran adamdı.André Castaigne · kamu malı
SAHNE 7.5

Kanatlı askerler

MÖ 327, ilkbahar. Soğdiana’da sarp bir kaya. Soğdianalıların çoğu oraya sığınmıştı; Baktrialı Oksyartes de karısını ve kızlarını alınamaz sandığı bu yere yollamıştı. İskender teslim olurlarsa evlerine sağ döneceklerini söyledi. Güldüler: kanatlı askerlerin varsa getir, bu dağı ancak onlar alır.

Anlatılana göre İskender ilk çıkana 12 talant vaat etti. Tırmanmayı bilen 300 kadar asker gece en dik yüze yöneldi. Çadır kazıklarını kara ve kayaya çakıp keten iplerle kendilerini çektiler; otuzu kadar düştü — cesetleri karda bulunamadı. Şafakta zirvede keten bezler sallanıyordu. Ve bir haberci seslendi: kanatlı adamlar bulunmuştu. Kaya teslim oldu.

Bir anlatıya göre esirler arasında Oksyartes’in kızları da vardı. Biri evlenme çağındaydı: Roksane. Sefere katılanlar onu, Dareios’un karısından sonra Asya’da gördükleri en güzel kadın sayardı. İskender âşık oldu, ama bir esire zorla sahip olmak istemedi — onunla evlendi. Oğulları babasını hiç görmeyecekti.

SAHNE 7.6

Bir öpücük eksik

Aynı yıl, yine bir içki meclisi. Bu kez masada bir selam vardı. Persler krallarına yere kapanırdı, Yunanlar yalnız tanrılara — aynı selam Pers gözünde krala, Yunan gözünde tanrıya verilmiş olurdu. Yunanca adı .

Anlatılana göre İskender işi sofistlerle ve en seçkin Perslerle önceden konuşmuştu. Anaksarkhos yine söze girdi: İskender, Dionysos’tan da Herakles’ten de daha haklı olarak tanrı sayılmalıydı. Kallisthenes karşı çıktı. Makedonlar sevindi, kral sevinmedi ve konu kapandı. En yaşlı Persler yine de kalkıp yere kapandı.

Saray teşrifatçısı Khares bir akşam daha anlatır. Altın bir kadeh elden ele dolaşıyordu; içen kalkıp yere kapanıyor, kral da onu öpüyordu. Kallisthenes içti, ama kapanmadan öpmeye geldi. İskender öptürmedi. Tarihçinin cevabı kısaydı:

Bir öpücük eksiğiyle gidiyorum.

— Plutarkhos, İskender 54
SAHNE 7.7

Ünlü kılmaya gelen adam

Sonra bir komplo patladı: kralın hizmetindeki soylu gençler onu öldürmeye karar vermişti. Komplo Ptolemaios aracılığıyla İskender’e ulaştı. Ve suç tarihçiye de yıkıldı. Gençlerin onu kışkırtıcı diye gösterdiği söylendi. Anlatıların çoğu başka bir şey der: İskender artık nefret ettiği adam hakkında en kötüsüne kolayca inanmıştı.

Kallisthenes’in, İskender’i ünlü kılmaya geldiğini söylediği anlatılır. Kralın tutsağı olarak öldü. Nasıl öldüğüne gelince — beş anlatıya bakın.

BEŞ ANLATI · MÖ 327 · KALLİSTHENES

Bir tarihçi. Beş anlatı. Beş ölüm.

Sekmelere dokun. İlk üç anlatıcı o günlerde İskender’in yanındaydı.

Ptolemaios
Tanık · komployu krala ileten adam · Arrianos 4.14.3

İşkence gördü, sonra asıldı. Ptolemaios’a göre gençler onu kışkırtıcı diye göstermişti.

Yanında olan üç kişi bile aynı ölümü anlatmadı.

PERDE 8 · HİNDİSTAN

Hydaspes: bir kral gibi

MÖ 326, bahar. Hydaspes kıyısı — bugün Pakistan’da Jhelum ırmağı. İskender Hint kralı Poros’u yendi, sonra atını durdurup yenilen adama baktı: boyu beş arşını aşıyordu, yakışıklıydı. Poros ruhu köleleşmiş biri gibi gelmedi — krallığı için iyi dövüşmüş bir adam başka bir krala nasıl gelirse, öyle geldi. İskender ona nasıl davranılmak istediğini sordu. Rivayete göre cevap tek cümleydi:

Bana bir kral gibi davran, İskender.

— Arrianos, İskender’in Seferi 5.19.2

Öyle davrandı: krallığını geri verdi, üstüne toprak ekledi. Yenilen kral, eskisinden büyük döndü.

Aynı gümüş sikkenin iki yüzü: solda yıldırım ve mızrak tutan, uçan küçük bir zafer tanrıçasının taçlandırdığı zırhlı bir figür; sağda şaha kalkmış atın üstündeki bir süvari, sırtında iki kişi taşıyan bir file mızrakla saldırıyor.
Hydaspes’ten sonraki birkaç yıl içinde basılmış bir gümüş sikkenin iki yüzü: birinde atlı bir süvari, sırtında iki kişi taşıyan bir file saldırıyor; öbüründe zırhlı bir figür, elinde Zeus’un yıldırımı. Sikkede ad yazmaz; süvarinin İskender, fildekinin Poros olduğu bir okumadır. Okuma doğruysa, bu savaşın onu yaşayan kuşaktan kalma resmi.Wikimedia Commons · kamu malı (British Museum’daki sikke)

Savaşın yapıldığı ve ırmağı geçtiği yerlerde iki şehir kurdu. Birine zaferin adını verdi: Nikaia. Öbürüne atının anısına bir ad: Bukephala. Bukephalas orada ölmüştü — yaklaşık otuz yaşında. Kendi gölgesinden korkan at, bir şehrin adı oldu.

SAHNE 8.2 · YILDIZ MODÜL

Sekiz yıllık yol

MÖ 326, yaz. Hyphasis — bugün Pencap’ta Beas ırmağı. Karşı kıyıdan haberler geliyordu: verimli topraklar, iyi savaşçılar, öteki Hintlilerinkinden daha çok ve daha iri filler. İskender’in içini ilerleme isteği sardı — askerleri ise geriye bakıyordu. Önce onların yürüdüğü yola bakın.

İNTERAKTİF · MÖ 334–323 · BÜTÜN YOL

Pella’dan Hyphasis’e: kaç kilometre yürüdüler?

Önce aklından bir sayı tut. Sonra Oynat’a bas ya da sürgüyü kendin sür; sayaç Hyphasis’te duracak.

0km
Pella’dan buraya, durak durak
0yıl0ay
MÖ 334 ilkbaharından beri, kaba
Pella’dan Babil’e 72 duraklık sefer yoluAmphipolisSardeisEphesosMiletosHalikarnassosPhaselis ve KlimaksPergeAnkyraKilikya KapılarıTarsosMarathosGazaParaitonionMemphisThapsakosTigris geçişiArbelaRhagaiZadrakartaArtakoanaZarangai ülkesi (Phrada)ArakhosiaDrapsakaOksos geçişiNautakaKaukasos’taki AleksandreiaAornos kayasıİndus geçişiTaksilaSangalaHydaspes (Nikaia ve Bukephala)PatalaPasargadaiKossaioi ülkesiPellaHyphasisBabilElaiousTruvaGordionİssosTyrosİskenderiyeSiwaGaugamelaSusaPers KapılarıPersepolisDareios’un ölümüBaktraMarakandaEskhateHydaspesMalliİndus ağzıPuraKarmaniaOpisEkbatana
Geçilen yolÖnündeki yolHyphasis: dönüş

1. durak: Pella. 0 km, 0 yıl 0 ay.

1 / 72MÖ 334 ilkbaharı başı

Pella

Makedonya ve Yunanistan Antipatros’a bırakılır, ordu Hellespontos’a yola çıkar.

Bugün: Pella, Yanitsa yakını · Yunanistan

Başlangıç noktası olarak başkent seçildi.

— Arrianos 1.11.1–3 (Pella’yı adıyla anmaz; Aigai’de Zeus’a kurban 1.11.1)

Kuş uçuşu toplam: duraklar arası düz çizgi, bu makale için hesaplandı. Gerçek yürüyüş daha uzundu; İndus’ta yolun bir kısmı gemiyle alındı. Tartışmalı duraklarda ±50–100 km. Popüler 32.000 km rakamlarının hesabı yok, antik bir toplam da yok. Süre kaba. Kıyı çizgisi bugünkü hâlidir.

Cevap: kuş uçuşu ölçülse bile on üç bin kilometreden fazla. Sekiz yıldır yürüyorlardı.

SAHNE 8.3 · KARAR NOKTASI

Pothos

Anlatılana göre yetmiş gündür gök gürlüyor, sağanak iniyordu; atların toynakları aşınmış, Yunan giysileri bitmişti. İskender komutanlarını topladı. Ganj’ın ve doğu denizinin yakın olduğunu söyledi. Ona göre Hazar da o denize bağlıydı ve imparatorluğun sınırları, tanrının dünyaya koyduğu sınırlar olacaktı. Coğrafya yanlıştı.

Uzun bir sessizlik oldu. Sonunda Koinos konuştu — Gaugamela’da yaralanan Koinos. Ödülünü almış komutanlar adına değil, ordunun çoğunluğu adına konuşuyordu. Kimi savaşta ölmüştü, kimi yaralı geride kalmıştı, en çoğu hastalıktan gitmişti. Kalanlar anne babalarını, karılarını, çocuklarını, toprağını özlüyordu. Anlatıya göre Koinos aynı kelimeyi üç kez kullandı: pothos, özlem.

İskender’i bilinmeyene sürükleyen tutkunun adı da pothos’tu. Aynı kelime kralı ileri, orduyu eve çekiyordu. Şimdi İskender’in yerine siz geçin.

KARAR NOKTASI · MÖ 326 · HYPHASIS

Ganj’a yürümek istiyorsun. Ordun istemiyor. Ne yaparsın?

Irmağın ötesinden haberler geliyor: verimli bir ülke, daha çok ve daha büyük filler. Sana göre Ganj yakın. Ordu ise tükenmiş; kimileri “götürse bile gitmeyiz” diyor. Uzun bir sessizlikten sonra Koinos konuştu: eve dön, anneni gör, istersen yeni bir orduyla yeniden çık.

Kaynak notu · Sahne Arrianos’un; kurbanları Ptolemaios’tan aktarır. Curtius’ta İskender bütün orduya konuşur; Diodoros’ta Koinos hiç yoktur.

Ordu Ganj’a hiç varmadı. Askerler kral çadırının önüne gelip onun için dua etti. Çünkü yalnız kendilerine yenilmeye razı olmuştu.

Anlatılana göre İskender geride insan boyundan büyük yataklar, iri zırhlar, yüksek yemlikler bıraktı — gelecek kuşakları kandıracak bir mucize. Koinos kısa süre sonra hastalıktan öldü. İskender bu kıyıyı Opis’te askerlerinin yüzüne vuracaktı.

SAHNE 8.4

Surun içinde tek başına

MÖ 325. Ordu ırmaklar boyunca güneye, okyanusa doğru iniyordu. Malli halkının bir kentinde merdivenleri taşıyanlar geç kalınca İskender birinin elinden bir merdiven kaptı, sura dayadı ve kalkanının altına sinip tırmandı. Arkasından Peukestas geldi — elinde Truva’daki Athena tapınağından alınmış kutsal kalkan. Kralı surda görenler merdivene yığıldı ve merdiven kırıldı. İskender içeri atladı.

Siyah-beyaz gravür: yüksek bir taş surun dibinde kırılan merdivenden kalkanlı, miğferli askerler düşüyor; surun tepesinde birkaç savaşçı tutunmuş, arkada kubbeli yapılar.
Malli’de kırılan merdiven — André Castaigne, 1898–99. Temsilî: soğan kubbeler de Roma tipi zırhlar da ressamın hayali. Ama an doğru: merdiven çöktü ve kral surun öbür yanında kaldı.André Castaigne · kamu malı

Sırtını sura verdi — Hint komutanını kılıçla, ötekileri taşla düşürdü. Sonra bir ok zırhını delip göğsüne girdi. Anlatılana göre yaradan kanla birlikte nefes çıkıyordu. Bayılıp kalkanının üstüne düştü. Ve Peukestas kutsal kalkanı onun üstüne tuttu. Truva’nın kalkanı, Hindistan’da kralı örttü.

SAHNE 8.5

Miğferdeki su

Aynı yıl dönüş yolu Gedrosya çölünden geçti — bugün İran ile Pakistan arasında, Mekran kıyısı. Ora’dan Poura’ya yürüyüş altmış gün sürdü. Nearkhos’a göre İskender buradan bir orduyla geçip kurtulan olmadığını duymuştu; yerliler Semiramis’in yirmi, Kyros’un yedi kişiyle çıkabildiğini anlatıyordu. Onlarla yarışmak istemişti.

Siyah-beyaz gravür: ön planda kanatlarını açmış iki büyük akbaba; çok aşağıda, bembeyaz bir çölde develer ve üstü örtülü arabalarla ilerleyen uzun bir kervan; sağ altta yerde yatanların yanına konan bir kuş.
Gedrosya geçişi — André Castaigne, 1898–99. Üstü örtülü arabalar ressamın çağından, Amerikan öncü arabalarına benziyor. Castaigne çölü kuşların gözünden çizdi: aşağıda ufacık bir kervan. Ordunun peşinden gelenler ise akbabalar.André Castaigne · kamu malı

Çölde bir gün İskender susuzluktan bitmiş hâlde, yaya olarak orduyu yönetiyordu. Birkaç hafif piyade sığ bir sel yatağında biraz su buldu, bir miğfere doldurup krala getirdi. İskender suyu aldı ve getirenleri övdü. Ve herkesin gözü önünde yere döktü.

Bütün ordu, o suyu sanki herkes içmiş gibi güç buldu. İçmediği su, orduya yetti.

SAHNE 8.6

Tuz kaplı yüzler

Çölden çıkan ordu Karmania’ya vardı, ama Nearkhos’un filosu haftalardır kayıptı. Bir gün onu aramaya gidenler yolda beş altı kişiyle karşılaştı — saçları uzamış, tuz kaplı, uykusuzluktan sararmış adamlar. Tanımadılar. Aralarında Nearkhos vardı.

Nearkhos’un kendi anlattığına göre İskender onları bu hâlde görünce filonun battığını sandı. Elini tuttu, onu yoldaşlarından ve muhafızlarından uzağa götürüp uzun süre ağladı. Nearkhos gemilerin de askerlerin de sağ olduğunu söyleyince daha çok ağladı. Bu habere bütün Asya’yı almaktan çok sevindiğine yemin etti.

PERDE 9 · KAPALI KAPI

Susa: seksen gelin

MÖ 324, Susa. İskender, Dareios’un en büyük kızıyla evlendi. Hephaistion’a onun kız kardeşi Drypetis’i verdi, çünkü Hephaistion’un çocuklarının kendi çocuklarının kuzeni olmasını istiyordu. Yaklaşık seksen Yoldaş da Pers ve Med soylularının kızlarıyla evlendi; Krateros, Perdikkas, Ptolemaios ve Seleukos aralarındaydı. Düğünler Pers usulüyle yapıldı: damatlara sıra sıra koltuklar kondu, içkiden sonra gelinler girip her biri kendi damadının yanına oturdu. Damatlar onların elini tuttu ve onları öptü. Töreni kral başlattı.

Asyalı kadınlarla evli Makedonların adları da yazıldı; 10.000’i aştı ve hepsine düğün hediyesi verildi. Sonra kral askerlerin borçlarını ödedi — söylenene göre 20.000 talant. Ve Susa’ya 30.000 genç geldi. Fethedilen topraklardan toplanmışlar, Makedon silahlarıyla ve Makedon usulüyle eğitilmişlerdi. Kral onlara bir ad verdi: Epigonoi, “sonra doğanlar”.

Gaziler korktu, çünkü yerlerine başkalarının konduğunu düşündüler. Şikâyetler zaten birikmişti: kralın Pers giysisi, Yoldaş süvarisine karıştırılan yabancı atlılar, şimdi de bu gençler. Opis’teki bağırış buradan geldi.

SAHNE 9.2 · YILDIZ MODÜL

Kürsüdeki hesap

Sonra Opis geldi: bağırış, on üç kişi, kürsüye dönüş. Askerler krala Ammon’u hatırlatmıştı; o da onlara Filip’i hatırlattı ve parayı saydı. Babasından aldığı hazinede altmış talant bile yokmuş, buna karşılık beş yüz talant borç varmış. Kendisi de sekiz yüz talant daha borçlanıp yola çıkmış. Sonra yarası olanlardan soyunmalarını istedi:

Haydi, aranızda yarası olan kim varsa soyunup göstersin; ben de sırası gelince benimkileri göstereyim.

— İskender (Arrianos’a göre) · Arrianos, İskender’in Seferi 7.10.1

Kendi yaralarını da tek tek saydı: bedeninin — hiç değilse ön tarafında — yarasız yer kalmamış. Hatırlayın: Gazze’de omuz, Malli’de göğüs. Peki bütün bu zahmetten ona ne kalmış? Bir mor giysi ve bir diadem. Konuşma, cümle cümle, bütün seferi geri sarıyordu:

İNTERAKTİF · MÖ 324 · OPİS

Sen Opis’te bir gazisin. Kral kürsüde.

Konuşmayı hamle hamle dinle. Kral seferi tek tek sayıyor; bir bağlantıya dokunursan o sahneye dönersin.

HAMLE 1 / 9

Askerler Ammon’la alay etmişti. Kral söze Filip’le başladı: sizi dağlardan indirip ovaya yerleştiren adamla.

“Çoğunuz postlara bürünmüş, dağlarda birkaç koyun güdüyordunuz.”

ἐν διφθέραις τοὺς πολλοὺς νέμοντας ἀνὰ τὰ ὄρη πρόβατα ὀλίγα

— Arrianos 7.9.2

Konuşmayı bu biçimiyle Arrianos yazdı (İskender’in Seferi 7.9–10). Yunanca parçalar A. G. Roos’un 1907 Teubner baskısından; çeviriler bu makale için yapıldı.

Bir cümlesi ise hesabı tersine çevirdi: askerler ürküp geri durmasaydı, Hyphasis’i de geçecekti. Oysa Hyphasis’te geri dönmeye razı olan kraldı. Kürsüde o dönüş onların suçu oldu.

Konuşma bittiğinde Makedonlar kürsünün dibinde dehşet içinde, sessizce kaldı. Ne yapacaklarını, ne diyeceklerini bilmiyorlardı — ama gitmek de istemiyorlardı. Konuşma orduyu dondurdu, çözmedi.

KAYNAKLAR NE DİYOR?Bu konuşmayı İskender mi yaptı, Arrianos mu yazdı?

Bu konuşmayı bugünkü biçimiyle Arrianos yazdı: İzmit’te (Nikomedia) doğmuş bir Roma senatörü, olaydan yaklaşık 450 yıl sonra. Bu bölüm için hiçbir kaynağın adını vermez. Antik tarihçiler konuşmaları kelimesi kelimesine aktarmaz, durumun gerektirdiği sözleri yazardı.

Bosworth ve Brunt konuşmayı büyük ölçüde Arrianos’un bestesi sayar; Tarn ve Hammond çekirdeğini İskender’e bağlar. Curtius aynı sahneye bambaşka bir konuşma yazar. İkisinin ortak çekirdeği küçüktür: Filip zamanındaki yoksulluk, 60 talant ile 500 talant borç, ödenen borçlar ve kralsız eve dönüş. Elebaşlarının bağlı hâlde ırmağa atılıp boğulduğunu da yalnız Curtius anlatır.

Yer adını yalnız Arrianos verir; Diodoros ile Plutarkhos olayı Susa’ya koyar gibidir. Opis, Dicle’nin doğu kıyısında, bugünkü Bağdat’tan uzak olmayan bir Babil kentiydi; tam yeri bilinmiyor.

SAHNE 9.3

İki gün, kapalı kapı

Kral kürsüden hızla atlayıp saraya girdi. O gün ne bedenine baktı ne de yoldaşlarından birine göründü; ertesi gün de görünmedi. Üçüncü gün kapı açıldı — ama Makedonlara değil. İçeri Perslerin seçkinleri çağrıldı.

Kral birliklerin komutasını onlara dağıttı ve kendisini öpme hakkını yalnız “akraba” ilan ettiklerine tanıdı; bu, Pers sarayının bir onuruydu. Sonra adlar geldi: Pers muhafız birliği, Pers piyade yoldaşları, Pers gümüş kalkanlıları. Makedon ordusunun kendi birlik adları artık Pers birliklerinin adıydı. Direnç burada kırıldı.

Makedonlar saraya koştu ve silahlarını yalvarma işareti olarak kapının önüne attı. Elebaşlarını teslim etmeyi önerdiler; kral acıyana dek oradan gece gündüz ayrılmayacaklardı. İskender dışarı çıktı ve onları bu hâlde gördü. Ağladı.

SAHNE 9.4

Akraba

Öne Kallines çıktı. Yaşıyla ve Yoldaş süvarisindeki komutanlığıyla tanınan bu adam, Makedonları neyin üzdüğünü krala söyledi:

Kallines: Kralım, Makedonları üzen şu: sen bazı Persleri kendine akraba yaptın… İskender: Ama sizin hepinizi kendime akraba sayıyorum.

— Kallines ve İskender (Arrianos’a göre) · Arrianos, İskender’in Seferi 7.11.6–7

Kallines kralı öptü, ardından isteyen herkes öptü; Perslere verilen unvan artık bütün Makedonlarındı. Ve silahlarını alıp bağırarak, ilahi söyleyerek kampa döndüler. Susa’da kral gelinini öpmüştü. Opis’te ordu kralı öptü.

SAHNE 9.5

Üç halkalı sofra

Ardından kral kurban kesti ve herkese açık bir ziyafet verdi; söylendiğine göre sofraya 9.000 kişi oturdu. Ama sofra eşit değildi. Halkalara bakın:

İNTERAKTİF · MÖ 324 · OPİS ZİYAFETİ

Opis ziyafeti. Üç halka. Sen hangisindesin?

Bir halkaya otur, sonra kralın duasına kulak ver.

İskenderMakedonlarPerslerÖteki halklarduasen

Bir halkaya dokun: oraya otur.

Oturma düzeni ve dua: Arrianos, İskender’in Seferi 7.11.8–9.

Kralın çevresinde Makedonlar, onların ardında Persler oturdu. Kral, öteki iyiliklerle birlikte, Makedonlar ve Persler için gönül birliği — — ve yönetimde ortaklık diledi. Sonradan bu duaya bütün insanlığın kardeşliği dendi. Dua yalnız iki halkı anıyordu.

Yaklaşık 10.000 gazi kendi isteğiyle ayrıldı. Her biri eve varana dek ücretini, üstüne de bir talant aldı. Bir anlatıya göre yarışmalarda ve tiyatrolarda ön sıra da onlarındı; ölenlerin yetimleri babalarının maaşını alacaktı. Asyalı kadınlardan olan çocukları kralın yanında kaldı; kral onları Makedon usulüyle yetiştireceğini söyledi. Kafileyi Krateros götürdü, sağlığı iyi olmadığından yanına Polyperkhon verildi. Ayrılırken kral da ağladı, askerler de. Opis’ten bir yıl geçmeden İskender Babil’de ölecekti.

PERDE 10 · BULUTLAR

Ekbatana: yedinci gün

MÖ 324, Ekbatana — bugünkü Hamedan. Şenlikler sürerken Hephaistion hastalandı: kralın en yakın dostu, Yoldaş süvarisinin komutanı, Susa’daki damat. Hastalığın yedinci günü İskender haberi alıp koştu. Hephaistion artık yaşamıyordu.

Hatırlayın: İssos’taki çadırda kraliçe ana — rivayete göre — onu kral sanmıştı, İskender de ona yanılmadığını söylemişti. Şimdi kral üçüncü güne kadar ağzına yemek koymadı. Babil’de 10.000 talantlık bir ölü yakma yığını hazırlattı, 3.000 yarışmacılık cenaze oyunları planladı. Söylenene göre aynı yarışmacılar kısa süre sonra başka bir cenazede yarıştı. İskender’inkinde.

SAHNE 10.2

Şehre girme

Sonra İskender Babil’e yürüdü. Şehrin Kalde bilgeleri krala bir ricayla geldi: tanrı Bel’in bir kehanetine göre kral şehre şimdi girmemeliydi. İskender onların niyetinden kuşkulandı. Anlatılana göre surların önünde kuzgunlar birbirini gagalayıp yere düşüyordu. Kral yine de şehre girdi.

Son hastalığı Medios’un şöleninden sonra başladı. On gün kadar ateş günden güne yükseldi. Kral her gün sedyeyle kurbana taşındı. Ve komutanlarına yürüyüş ve filo için emir vermeyi sürdürdü. Yatakta bile sefer planlıyordu.

KAYNAKLAR NE DİYOR?Zehir mi, hastalık mı?

Diodoros ile Iustinus’ta kral Medios’un şöleninde kâsesini içerken — Diodoros’ta büyük bir Herakles kâsesi — darbe yemiş ya da silah saplanmış gibi inleyerek yıkılır. Plutarkhos bunu uydurma sayar: bazıları, der, büyük bir dramın trajik finalini yazmak istemiş. Onun aktardığı saray günlüğünde ani bir çöküş yok; ateş yavaş tırmanır.

Zehir söylentisi bir zincirdir: Antipatros göndermiş, Aristoteles bulmuş, Kassandros getirmiş, Kassandros’un kralın sakisi olan küçük kardeşi İollas vermiş. Söylendiğine göre şüphe ancak altıncı yılda bir ihbarla doğdu; Olympias birçok kişiyi öldürttü, zehri döktüğü gerekçesiyle İollas’ın kalıntılarını dışarı attırdı. Bunu kesin bir suikast diye anlatan tek büyük anlatı Iustinus’unkidir; Arrianos ve Plutarkhos söylenti sayar.

Modern hekimler tifo, Batı Nil virüsü, bir bitki zehri (Veratrum album) ve Guillain–Barré sendromu önerdi. Kalıntı olmadan hiçbiri sınanamaz.

SAHNE 10.3

Yatağın önünden geçenler

Sonunda komutanlarını tanıyordu ama konuşamıyordu. Askerler onu görmek istedi ve kapıyı zorladı; birer birer yatağının önünden geçtiler. İskender başını güçlükle kaldırıp gözleriyle selam verdi. Opis’te onlara “Gidin!” demişti. Şimdi giden oydu.

Büyük, koyu tonlu yağlı boya: sağda yüksek bir yatakta beyaz örtüye sarınmış, yarı doğrulmuş solgun genç bir adam; yanında beyaz peçeli bir kadın elini tutuyor. Önde diz çökmüş bir asker elini öpüyor; solda zırhlı askerler sıra hâlinde bekliyor, biri yüzünü kapatmış; yere bir defne çelengi bırakılmış. Sağ önde testiler ve çömelmiş kadınlar.
İskender ordusuyla vedalaşıyor — Karl von Piloty, 1886. Temsilî: zırhlar 19. yüzyıl sahnesinin, yatağın başındaki kadın da kaynaklarda yok. Tablo yarım kaldı; ressam aynı yıl öldü. Opis’te ona bağıran ordu buydu.Karl von Piloty · kamu malı
SAHNE 10.4

En güçlüye

Dostları sordu: krallığı kime bırakıyorsun? Cevap — rivayete göre — kısaydı: “En güçlüye.” Ardından bir kehanet ekledi: önde gelen dostlarının hepsi onun için büyük bir cenaze yarışması düzenleyecekti. Kehanetteki yarışma sözcüğünün iki anlamı vardı: mezar başında oyunlar ve miras için kavga. Ama tam olarak ne dedi?

SON SÖZ · BABİL, MÖ 323

“Krallığı kime bırakıyorsun?”

Bir yazara dokun: ölüm döşeğindeki cevap yazara göre değişiyor.

Diodoros
“En güçlüye” · yüzük var · MÖ 1. yüzyıl

Dostları “Krallığı kime bırakıyorsun?” diye sordu. “En güçlüye” (τῷ κρατίστῳ), dedi. Son sözü de bir kehanetti: önde gelen dostlarının hepsi onun için büyük bir cenaze yarışması düzenleyecekti. Yüzüğünü bundan önce Perdikkas’a vermişti.

Üç yazar, üç kelime. Kral tek bir cevap verdiyse bile, hangisi olduğu bilinmiyor.

Cevap bize üç ayrı kelimeyle geldi — en güçlüye, en iyi olana, en layık olana. Hiçbiri bir ad değildi.

SAHNE 10.5

Kral öldü. Bulutlar.

Babil’de bir kâtip göğü gözlüyor, gördüğünü kil bir tablete yazıyordu. O hafta gök neredeyse hiç görünmedi. Ayyaru ayının yirmi dokuzuncu günü tabletine iki şey yazdı:

Yirmi yedinci [günün] gecesi: bulutlar göğü geçti. … Yirmi dokuzuncu [gün]: Kral öldü. Bulutlar.

— Babil astronomi günlüğünün kâtibi · Astronomi günlüğü, British Museum BM 45962, Ayyaru ayının 27. ve 29. günleri

Tablet kırık; aradaki hasarlı satırlar … ile atlandı.

Ad yok, yalnız kral. Bu, İskender’in ölümünün bize ulaşan tek çağdaş kaydı. Gün büyük olasılıkla 11 Haziran’dı, yıl MÖ 323. Otuz iki yaşındaydı.

Vitrinde duran, yüzeyi sıra sıra çivi yazısıyla kaplı küçük, kırık bir kil tablet.
Babil astronomi günlüğünün MÖ 323–322 yılına ait tableti. Kırık, yer yer okunmuyor, bazı günler hiç yok. Mısır’dan Pencap’a yürüyen adam burada tek bir kelime: kral.British Museum, BM 45962 · Wikimedia Commons · kamu malı

Neden öldüğü bugün de bilinmiyor; kemik yok, mezar kayıp. Ölümünün ardından komutanlar günlerce çekişti. Ve ceset o sırada sıcak, bunaltıcı bir yerde bakımsız kaldı — anlatılana göre bozulmadı. Yarışma başlamıştı.

PERDE 11 · CENAZE YARIŞMASI

Boş taht

MÖ 323, Haziran. Babil’deki sarayda komutanlar toplandı. Perdikkas boş tahtı herkesin göreceği yere koydurdu. Üstünde İskender’in tacı, giysisi ve silahları duruyordu. Ve kralın yüzüğünü de tahtın üstüne bıraktı:

Bu yüzüğü, krallığın ve imparatorluğun gücünü mühürlediği yüzüğü, bana kendisi verdi. Size geri veriyorum.

— Perdikkas (Curtius’a göre) · Curtius Rufus, Büyük İskender’in Tarihi 10.6

Piyade ile süvari birbirine girdi. Piyade kendi kralını buldu: Filip’in öbür oğlu, İskender’in zihinsel hastalığı olan üvey kardeşi Arrhidaios. Sonunda uzlaştılar: Arrhidaios “Filip” adıyla kral oldu, Perdikkas krallığın vekili. Roksane’nin doğacak çocuğu oğlan olursa ona da pay ayrılacaktı. Anlatılana göre pazarlık boyunca ceset ortada duruyordu — görkemi kararlara tanık olsun diye. Kararlar onsuz alındı.

SAHNE 11.2

Masadaki harita

Sonra eyaletler dağıtıldı. Mısır Ptolemaios’a. Trakya Lysimakhos’a. Makedonya ile Yunanistan Antipatros’a. Kapadokya Eumenes’e verildi; orası henüz fethedilmemişti bile. Antigonos’a Frigya’nın yanında Likya ve Pamfilya verildi — Kelainai’de Frigya’ya bırakılan adama. Kâğıt üstünde bunlar eyaletti — gerçekte krallık paylaşılıyordu. Valiler kısa sürede kral olacaktı.

Bu adamlara bugün , yani ardıllar diyoruz — onlarla başlayan çağın adı da çağ. Bilin bakalım, bu haritada İskender’in kanından kimin toprağı vardı?

İNTERAKTİF · MÖ 323–301 · MİRAS

Yirmi dört pay, dört taç. Sen kimin üstüne oynardın?

Bir adam seç, yılları çevir.

Yüzük Perdikkas’ta, taç Arrhidaios’ta. Eyaletleri komutanlar paylaşır.

Bir daireye dokun.

AİLE · MÖ 323–309

Beş alev: dört kişi hayatta, biri henüz doğmadı.

Daireler şematik, kıyı çizgisi bugünkü; kesik çizgi: 321 listesinde yok. Triparadeisos 321 ya da 320. Dexippos özeti Babil’i 323’te de Seleukos’a verir. 301 sınırları modern sentez. Herakles’i Iustinus’ta Kassandros öldürtür. Kaynak: Diodoros 18–20; Curtius 10; Iustinus 13–15; Photios 82, 92; Plutarkhos, Demetrios; Appianos.

Kimsenin. Tahtta bir üvey kardeş oturuyordu; doğacak oğula bir vaat düşmüştü. Hindukuş’taki eyalet bile Roksane’nin babası Oksyartes’teydi. Kanından kimseye toprak düşmedi.

SAHNE 11.3

Sekiz yıl

MÖ 317, Makedonya. İskender’in annesi Olympias geri döndü ve ordu onun tarafına geçti. Kral Arrhidaios ile karısı Eurydike dar bir yere kapatıldı. Olympias kralı Trakyalılara bıçaklattı. Eurydike’ye bir kılıç, bir ip ve baldıran gönderdiği anlatılır. Eurydike kocasının yaralarını sardı. Sonra kuşağıyla kendini astı.

Ertesi bahar sıra Olympias’a geldi. Pydna’da kuşatıldı, teslim oldu. Kassandros’un gönderdiği iki yüz asker karşısına dikildi ve onu öldüremedi — öldürttüğü insanların akrabaları öldürdü. MÖ 310’da Amphipolis’te gözetim altındaki Roksane ile oğlunun sırası geldi. Çocuk büyüyordu ve krallığın ona verilmesi konuşuluyordu. Kassandros ikisini de öldürttü, cesetleri gizletti. Ertesi yıl Barsine’den olan öbür oğlu Herakles’i, anlatılana göre, onu kral yapmak için getiren adam kendisi öldürdü.

Bir üvey kardeş, bir anne, bir eş, iki oğul. Sekiz yılda. Augustus’un vârislerini ölüm sırayla aldı; İskender’inkileri birbirleri ve ardılları. Krallığı devralacak kimse kalmayınca her biri kendi payını mızrakla kazanılmış bir ülke gibi tuttu. Hellespontos’ta kıyıya fırlatıldığı anlatılan mızrağı hatırlayın. Mızrak artık onlardaydı.

SAHNE 11.4

İpsos

MÖ 301, Frigya. Antigonos seksen yaşını aşmıştı ve İpsos kentinin yakınındaki bir ovada savaşa girdi — İpsos bugün Afyonkarahisar’da, Çayırbağ. Yetmiş bini aşkın piyadesi, 75 fili vardı. Karşısındaki orduda 400 fil ve 120 savaş arabası. Oğlu Demetrios’un savaştan önce bir rüya gördüğü söylenir. Rüyada İskender vardı, parlak bir zırhın içinde.

Demetrios süvariyle karşı kanadı bozdu ve kovalarken fazla uzaklaştı. Antigonos oğlunun döneceğini umarak bekledi — ve üstüne yağan mızraklarla düştü. Yoldaşları kaçtı; cesedin yanında yalnız Larisalı Thoraks kaldı. Otuz iki yıl önce İskender onu Frigya’ya satrap bırakmıştı. Frigya’da öldü.

Kazananlar onun ülkesini büyük bir gövde gibi doğrayıp paylaştı. Babil’de süvarinin başında duran Seleukos’un payı artık Hindistan’dan Suriye denizine uzanıyordu. İskender’in yüzü ise paralarda kaldı.

Gümüş sikkenin ön yüzü: sağa bakan, dalgalı saçlı genç bir erkek başı; şakağında kıvrık bir koç boynuzu.
Trakya kralı Lysimakhos’un gümüş tetradrahmisi, MÖ 297–281 arasında Lysimakheia’da basıldı. Portre İskender’in ölümünden yıllar sonra yapıldı; bir portreden çok bir tanrılaştırma: şakağından Ammon’un koç boynuzu çıkıyor. Siwa’da Ammon’un oğlu ilan edilen genç, ardılının parasında o boynuzu taşıdı.Cleveland Sanat Müzesi, 1917.984 · CC0

Cesedin ise kendi yolculuğu vardı.

PERDE 12 · KAYIP MEZAR

Altın araba

MÖ 323, Babil. Ceset tahnit edildi. Ve bekledi. Onu taşıma işi Arrhidaios adlı bir komutana verildi — tahttaki aynı adlı kralla karıştırmayın. Arabanın yapımı yaklaşık iki yıl sürdü. Anlatılana göre altına boğulmuştu, İon sütunlarıyla tekerlekli bir tapınağa benziyordu ve onu altmış dört katır çekiyordu.

Nereye gidecekti? Kimine göre atalarının yanına, Makedon krallarının mezarlığı Aigai’ye. Kimine göre Mısır çölüne, oğlu ilan edildiği Ammon’un tapınağına, Siwa’ya. İkisine de varmadı.

Yatay gravür: tekerlekler üstünde, İon sütunlu ve kafes ağlı küçük bir tapınak gibi yapılmış büyük bir cenaze arabası; köşelerinde kanatlı zafer heykelleri, önünde uzun koşumlara bağlı onlarca süslü hayvan ve seyis, solda mızraklı bir süvari alayı.
İskender’in cenaze arabası, 19. yüzyıl ortasından anonim bir gravürde. Araba hiç bulunmadı: çizim antik bir tarife bakılarak yapılmış bir yeniden kurma, hurma ağaçları ve süvariler ressamın hayali. Yolda bir ardıl onu kendi ülkesine çevirecekti.Wikimedia Commons · kamu malı
SAHNE 12.2

Kaçırılan ölü

Araba Suriye’ye vardığında yolunu Mısır’ın satrabı Ptolemaios değiştirdi. Perdikkas’ın isteğine karşın cesedi Mısır’a çevirdi. Perdikkas’ın dostu Polemon alayın yolunu defalarca kesmeye çalıştı. Boşunaydı.

Perdikkas peşinden Mısır’a yürüdü; söylenene göre nedenlerinden biri cesedi geri almaktı. Sefer kötü bitti: kendi askerleri üstüne atıldı ve onu sarissalarıyla deldi. Yüzüğü tahta koyan adam böyle öldü.

Mısır’da ceset büyük olasılıkla önce eski başkent Memfis’e gömüldü, birkaç yıl sonra İskender’in kurduğu kente indi. Ptolemaios onu altın bir lahde koydu. Altın lahdi sonradan bir Ptolemaios yağmaladı — ceset camdan bir lahde geçti. Kütüphanenin peşinden geldiği ceset buydu. Şimdi onun yolunu izleyin.

PERDE 12 · MÖ 323 → 4. YÜZYIL

Babil’de öldü. Yolculuğu orada bitmedi.

Kaydırıcıyı sürükle ya da düğmelerle ilerle. Ölü kral nereye gitti, kim onu ziyaret etti?

Cesedin yolculuğu: Babil, Şam, Memfis, İskenderiyeBabilŞamMemfisİskenderiye

Kesik çizgiden sonra mezarı gördüğünü yazan kimse yok.

Durak 1 / 9
MÖ 323, Haziran· Babil

Ölüm

Babil’de tapınak kâtibi günün kaydına iki şey yazar: “Kral öldü. Bulutlar.”

— Babil astronomi günlüğü, BM 45962

SONSÖZ

10. yüzyılda, 943–44’te, tarihçi Mesudî kabrin hâlâ durduğunu yazar. Gösterilen antik mezar mıydı, yoksa sonradan doğmuş bir yerel gelenek mi? Bunu bilen yok. Mezarın yerini bilen de.

Kıyı çizgisi bugünkü hâlidir; Babil’in ve Memfis’in yeri yaklaşık. Ceset İskenderiye’ye vardıktan sonraki bütün duraklar aynı kentte geçer.
SAHNE 12.3

“Bir kral görmek istedim”

MÖ 30, İskenderiye. Kenti yeni almış genç bir Romalı lahdi iç odadan çıkarttı ve cesede baktı. Adı Octavianus’tu — üç yıl sonra Augustus olacaktı. Cesedin başına altın bir taç koydu, üstüne çiçek serpti. Söylendiğine göre dokununca burnundan bir parça kırıldı. Ptolemaiosları da görmek ister miydi?

Bir kral görmek istedim, ölüleri değil.

— Octavianus (Cassius Dio’ya göre) · Cassius Dio, Roma Tarihi 51.16.5

Suetonius aynı cevabı dolaylı anlatımla aktarır (Augustus 18.1).

Sonra mezar imparatorların merakı oldu. Caligula’nın oradan getirttiği göğüs zırhını giydiği anlatılır. MS 200 dolayında Septimius Severus mezarı kilitletti: kimse ne cesedi görsün ne de tapınaklardan topladığı gizli kitapları okusun diye. Kilit ziyaretleri bitirmedi. MS 215’te Caracalla geldi; mor pelerinini, taşlı yüzüklerini ve kemerlerini çıkarıp mezarın üstüne bıraktı. Mezarı gördüğü yazılan son kişi oydu.

4. yüzyılın sonunda vaiz Yuhanna Hrisostomos bir vaazında soruyordu: “Söyle bana, İskender’in mezarı nerede?” Kendi halkının bile bilmediğini ekledi. Bugün de bilen yok.

SAHNE 12.4

Bahçedeki kral

1887, Sayda. Antik Sidon’un yeraltındaki kral mezarlığında bir lahit tesadüfen ortaya çıktı. Osman Hamdi Bey’in yönettiği kazıyla çıkarıldı, deniz yoluyla İstanbul’a getirildi, keşiften sonra yapılan yeni müze binasına kondu. Bugünkü adı İskender Lahdi. Adını içinde yatandan değil, kabartmasındaki İskender’den alır.

Cam vitrin içinde, çatı biçimli kapağı olan büyük mermer lahit; uzun yüzünde atlıların ve piyadelerin çarpıştığı kabartma.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ndeki İskender Lahdi, savaş sahneli uzun yüzü. 1887’de Sayda’daki kral mezarlığından Osman Hamdi Bey’in kazısıyla geldi; büyük olasılıkla Sidon kralı Abdalonymos için, bir başka görüşe göre Pers komutanı Mazaios için yapıldı. İskender’in adını taşıyan en ünlü lahit, onun değil.Wikimedia Commons kullanıcısı Dosseman · CC BY-SA 4.0

Asıl hikâye İssos’tan sonra, Sidon’da başlar; anlatan Curtius’tur. Kente yeni bir kral aranıyordu. Hephaistion’un ev sahibi iki genç tahtı geri çevirdi — kral soyuna uzaktan akraba olan yoksul bir adamı önerdiler. Kraliyet giysileriyle kent dışındaki bir bahçeye girdiler. Adam ot ayıklıyordu. Adı Abdalonymos’tu. İskender ona yoksulluğa nasıl katlandığını sorunca şöyle dedi:

Keşke krallığa da aynı yürekle katlanabilsem! Bu eller isteğime yetti; hiçbir şeyi olmayan bana hiçbir şey eksik gelmedi.

— Abdalonymos (Curtius’a göre) · Curtius Rufus, Büyük İskender’in Tarihi 4.1.25

Curtius sahneyi bir ahlak anekdotu gibi kurar.

İstanbul’daki İskender Lahdi İskender’in değil. Büyük olasılıkla bahçede ot ayıklayan adamın.

PERDE 13 · TÜRKÇEDE İSKENDER

Destanın içindeki destan

1390. Şair Ahmedî, Türk edebiyatının ilk manzum yazdı. Yirmi yıl boyunca üstüne ekledi ve eseri I. Bayezid’in oğlu Emîr Süleyman’a sundu. Firdevsî’yi de Nizamî’yi de çevirmedi — onlardan yararlanıp kendi eserini kurdu. Ve sonuna bir bölüm koydu: Osmanlı hükümdarlarının destanı. Osmanlı’nın destanı bir İskender destanının içindeydi.

Gökçeadalı Kritovulos da aynı ölçüyü kullandı. Fatih Sultan Mehmed’e sunduğu tarihin ithaf mektubunda yazdı: sultanın işleri İskender’inkilerden aşağı kalmıyordu, Yunanca yazılıp geleceğe aktarılmalıydı. Ölçü yine İskender’di.

Minyatür: çadır altında taçlı genç bir hükümdar, yatakta yatan sakallı adamın yanında diz çökmüş; çevrede muhafızlar; üstte ve altta Arap harfli beyitler.
Ahmedî’nin İskendernâme’sinden bir sayfa: İskender, ölmekte olan Dârâ’nın başında. Eser 1390’da yazıldı; bu resimli nüsha ise bir Memlük nüshası ve 1467’den sonra hazırlandı. Firdevsî’nin anlatısında başında diz çöktüğü adam onun baba bir kardeşidir.İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi, T 6044 · kamu malı
SAHNE 13.2

Şehzade ve lanetli

Doğu’nun İskender’i büyük ölçüde bir romandan doğdu: Kallisthenes’e yanlış atfedilen, Roma döneminde Yunanca derlenmiş İskender Romanı. Süryanice, Orta Farsça, Arapça ve Farsça aktarımlarla Doğu’ya ulaştı. Tarih değil, edebiyattı. Ve her dilde başka bir İskender çıktı.

Firdevsî’nin Şehnâme’sinde İskender bir İran şehzadesidir. İran hükümdarı Dârâb, Rum hükümdarı Feylekos’u — yani Filip’i — yenip kızıyla evlenir. Menkıbeye göre gelin, vücudu kötü koktuğu için babasına geri gönderilir ve bir oğlan doğurur. Böylece son Pers kralı Dârâ’yı yenen İskender, baba bir kardeşini yenmiş olur.

Orta Farsça bir Zerdüşt metni, Ardā Wirāz Nāmag, ona “Mısır’da oturan lanetli Rum İskender” der. Bu metne göre inek derilerine altın mürekkeple yazılmış kutsal kitapları yaktı, din adamlarını ve bilgeleri öldürdü. Nizamî ters yöne gitti: onun İskendernâme’sinde İskender peygamberlik derecesine yükselir. Aynı adam: bir kitapta lanetli, öbüründe peygamber.

SAHNE 13.3

İki boynuzlu

Kur’an’ın Kehf suresi bir hükümdarı anlatır: , yani iki boynuz sahibi. Güneşin battığı yere de doğduğu yere de varır. Ye’cüc ve Me’cüc’e karşı demir kütlelerinden bir set kurar. Üstüne erimiş bakır döker.

Sana Zülkarneyn’i soruyorlar. De ki: “Size ondan anılacak bir söz okuyacağım.”

ويسألونك عن ذي القرنين ۖ قل سأتلو عليكم منه ذكرا

— Kur’an-ı Kerîm, Kehf suresi 18:83

Kimi âlimler onu Makedonyalı İskender’le özdeşleştirdi, kimi reddetti. İslâm geleneğinde set, Sedd-i İskender adıyla anıldı. Lysimakhos’un sikkesine bir daha bakın: lakabın o tasvirden gelmiş olabileceği düşünülür.

Minyatür: çadır altında oturan taçlı bir hükümdar, karşısında diz çökmüş iki yaşlı adam ve çevresinde maiyet; altta benekli, boynuzlu devlerin ve ustaların iki kaya arasında tuğla duvar ördüğü sahne.
Şah Tahmasb için hazırlanan Fâlnâme’den (fal kitabı) bir yaprak, Kazvin, yaklaşık 1555: konusu İskender’in Ye’cüc ve Me’cüc’e karşı sed yaptırması. Kur’an bu hükümdara Zülkarneyn der; minyatürün geleneği ona İskender demişti. Ustaların ördüğü duvarın adı bu yüzden Sedd-i İskender.Chester Beatty Kütüphanesi, Dublin, Per. 395.1 · kamu malı
KAYNAKLAR NE DİYOR?Zülkarneyn İskender mi?

Kesin bir cevap yok; tartışma eskidir. Mukātil b. Süleyman, Mesudî, İbn Sînâ ve Fahreddin er-Râzî onu Makedonyalı İskender’le özdeşleştirdi. Râzî bir güçlüğü de not eder: Kur’an’daki Zülkarneyn mümindir, İskender ise müşrikti.

İbn Teymiyye, İbn Kayyim el-Cevziyye ve İbn Kesîr özdeşleştirmeyi reddetti; İbn Kesîr’e göre Kur’an’daki, Hz. İbrâhim çağında yaşamış başka, daha eski bir İskender’dir. Modern yazarlardan Ebü’l-Kelâm Âzâd, Daniel kitabındaki iki boynuzlu koça dayanarak Pers kralı Büyük Kyros’u (Koreş) önerdi; Mevdûdî de bu görüşü benimseyenlerdendir.

Akademide bir tez daha var: Brock’un aktardığına göre van Bladel (2008), 629/30’dan kısa süre sonra yazıldığı düşünülen Süryanice bir İskender efsanesini Kur’an’daki bölümün kaynağı sayar. Bu modern bir akademik tezdir; metinler arasındaki ilişkinin yönü de tartışmalıdır.

Demir kapı fikri Kur’an’dan eskidir: MS 1. yüzyılda Iosephos, Alanların geçtiği ve Hyrkania kralının denetlediği bir geçidin Kral İskender tarafından demir kapılarla kapatıldığını yazar; bu pasajda Ye’cüc ile Me’cüc geçmez. Lakabın Lysimakhos sikkelerindeki boynuzla bağı da bir hipotezdir; TDV İslâm Ansiklopedisi lakap için iki örgü saçtan doğuya ve batıya yapılan iki sefere kadar pek çok yorum sayar.

SAHNE 13.4

Tek dünya yetmez

Bukephalas’ın evcilleştirildiği günü hatırlayın: Filip oğluna Makedonya’nın dar geldiğini söylemişti. Yüzyıllar sonra Romalı hiciv şairi Iuvenalis aynı darlığı bütün dünyaya taşıdı:

Pellalı gence tek bir dünya yetmez; zavallı, dünyanın dar sınırında bunalır, sanki Gyaros’un kayalıklarına, küçücük Seriphos’a kapatılmış gibi. Ama çömlekçilerin surladığı kente bir girsin, bir lahitle yetinecek. İnsan bedenciklerinin ne kadar küçük olduğunu yalnız ölüm itiraf eder.

Unus Pellaeo iuveni non sufficit orbis; / aestuat infelix angusto limite mundi / ut Gyarae clausus scopulis parvaque Seripho; / cum tamen a figulis munitam intraverit urbem, / sarcophago contentus erit. mors sola fatetur / quantula sint hominum corpuscula.

— Iuvenalis, Hicivler 10.168–173

Gyaros ve Seriphos, sürgün yeri olarak anılan küçük Ege adalarıdır.

Dizede gözyaşı yok; dünya İskender’e dar gelir, sonunda bir lahde sığar. “Büyük” sıfatı da eskidir: MÖ 200 dolayında bir Roma komedisinde bir köle kendini Büyük İskender’le kıyaslıyordu. Bir köle bile onu ölçü alıyordu.

SAHNE 13.5

Ağladığı gün

Bugün dolaşan biçim başka: İskender, fethedecek dünya kalmadığı için ağladı. Plutarkhos’ta tersi yazar. Seferdeki filozof Anaksarkhos bir gün ona sonsuz sayıda dünya olduğunu anlatıyordu:

İskender, Anaksarkhos’un sonsuz sayıda dünya üzerine konuşmasını dinlerken ağladı. Dostları ona ne olduğunu sorunca şöyle dedi: “Dünyalar sonsuz sayıdayken bizim henüz birinin bile efendisi olamamış olmamız ağlamaya değmez mi?”

Ἀλέξανδρος Ἀναξάρχου περὶ κόσμων ἀπειρίας ἀκούων ἐδάκρυε, καὶ τῶν φίλων ἐρωτώντων ὅ τι πέπονθεν, οὐκ ἄξιον ἔφη δακρύειν, εἰ κόσμων ὄντων ἀπείρων ἑνὸς οὐδέπω κύριοι γεγόναμεν;

— İskender (Plutarkhos’a göre) · Plutarkhos, Ruh Dinginliği Üzerine (Moralia) 466d

Bir ahlak denemesinde anlatılan bir anekdot.

Ağlatan şey doymuşluk değildi. Eksiklikti. Öteki efsaneler destede; kartları çevirin.

PERDE 13 · EFSANE DESTESİ

Bunu duymuşsundur. Peki doğru mu?

Önce tahmin et, sonra kartı çevir.

“Fethedecek dünya kalmadığı için ağladı.”

“Ellerimi tabuttan dışarı çıkarın.”

“Üç son dileği vardı: hekimler, hazineler, eller.”

“Taktiğinin adı “çekiç ve örs”tü.”

“Arkeoloji, Gordion’da düğümün kesildiğini doğruladı.”

“Gözleri farklı renkteydi.”

“İskender kebap adını Büyük İskender’den alır.”

“İstanbul’daki İskender Lahdi onun mezarıdır.”

0 / 8 kart çevrildi

Pellalı gence tek bir dünya yetmedi; Türkçeye de tek bir İskender yetmedi. Biri peygamberlik derecesine yükseltildi, biri lanetlendi, biri bir Osmanlı şehzadesine sunulan destanın kahramanı oldu.

MÖ 356 → 1887

Bir hayatın tamamı, tek şeritte ← kaydır →

01
MÖ 356

Doğum

Makedonya’nın başkenti Pella’da doğar. Annesi Epiros prensesi Olympias, babası Kral II. Filip.

02
MÖ 338

Khaironeia

On sekiz yaşlarında, babasının ordusunda bir kanadın başındadır. Thebai’nin Kutsal Bölüğü’ne ilk dalanın o olduğu söylenir.

03
MÖ 336

Aigai

Filip, kızının düğün şenliğinde, tiyatronun girişinde muhafızı Pausanias’ın hançeriyle öldürülür. Yaklaşık 20 yaşındaki İskender tahta çıkar.

04
MÖ 335

Thebai

Ayaklanan Thebai yerle bir edilir: 6.000’i aşkın ölü, 30.000’i aşkın esir. Rivayete göre Pindaros’un evi ve torunları bağışlanır.

05
MÖ 334

Granikos

Çanakkale Boğazı’nı geçer. Biga Çayı kıyısındaki ilk büyük savaşta hayatını Kleitos kurtarır: Spithridates’in kolunu omzundan keser.

06
MÖ 333

Gordion

Ankara’da, Sakarya kıyısındaki Gordion’da düğümü açar; anlatıların çoğunda kılıçla. Aristobulos’a göre ise arabanın okundaki çiviyi çıkarır.

07
MÖ 333

İssos

İskenderun Körfezi kıyısında Dareios savaş alanından kaçar. Annesi, eşi, küçük oğlu ve iki kızı esir düşer.

08
MÖ 331

İskenderiye

Mısır’da, Mareotis gölü ile deniz arasındaki yere bir kent işaretler. Kütüphane o öldükten sonra, Ptolemaioslar döneminde kurulacaktır.

09
MÖ 331

Gaugamela

1 Ekim. Pers hattında açılan gedikten kama gibi dalar. Dareios ikinci kez kaçar.

10
MÖ 330

Persepolis

Pers Kapıları’nda ilk saldırısı geri püskürtülür. Sonra Persepolis’e girer ve saray yanar: bir karar mı, bir içki gecesi mi, anlatılar ayrılır.

11
MÖ 326

Hyphasis

Bugünkü Beas kıyısında ordu daha ileri gitmeyi reddeder. Kurbanlar da olumsuz çıkınca döner, on iki sunak diktirir. Ganj’a hiç varılmaz.

12
MÖ 324

Opis

Gazilerin terhisi orduyu ayaklandırır. Kral on üç elebaşını ölüme gönderip kürsüye döner. Üçüncü gün Perslere komuta dağıtır; barış bir ziyafetle gelir.

13
MÖ 323

Babil

32 yaşında ölür: 29 Ayyaru, büyük olasılıkla 11 Haziran. Bir kâtip o günün kaydına iki şey yazar: “Kral öldü. Bulutlar.”

14
1390

İskendernâme

Ahmedî, Türk edebiyatının ilk manzum İskendernâme’sini yazar; 1410’a kadar genişletip Emîr Süleyman’a sunar.

15
1887

İskender Lahdi

Sayda’da bulunan lahit Osman Hamdi Bey’in kazısıyla İstanbul’a gelir. Adını kabartmasından alır; büyük olasılıkla Abdalonymos için yapıldı.

SAHNE 13.6 · FİNAL

İki satır

Şimdi bu iki satırı yan yana koyun.

“Pellalı gence tek bir dünya yetmez.”
— Iuvenalis, Hicivler 10.168
“Kral öldü. Bulutlar.”
— Babil astronomi günlüğü, 29 Ayyaru, MÖ 323

Birini yüzyıllar sonra bir şair yazdı: dünya ona dar geliyordu. Öbürünü o gün Babil’de bir kâtip yazdı: kral, havanın yanında tek bir satırdı. Ve ikisi de aynı adamı anlatıyor. Tek bir dünya ona yetmedi; tek bir satır yetti.

EK

Bu hikâyeyi kim anlattı?

Opis’teki konuşmayı bugünkü biçimiyle bir İzmitli yazdı: Arrianos, Roma senatörü, olaydan yaklaşık 450 yıl sonra. Ve yalnız o değil. Günümüze ulaşan beş büyük İskender anlatısının hiçbiri onun çağında yazılmadı; en eskisi bile iki buçuk asırdan fazla sonra geldi. Hepsi bugün kayıp olan daha eski kitaplardan yazdı. Beşinin hiçbiri onu görmedi.

  • Arrianos (krala yumuşak): seferde bulunmuş Ptolemaios ile Aristobulos’a dayanır. Ptolemaios’a, sonradan kral olduğu için yalan söylemeyeceğini düşünerek güvendi. Bugünün okuru tam tersini düşünebilir: kral olmuş bir komutan kendi seferini anlatıyordu.
  • Plutarkhos (karakter arar): İskender’in Hayatı’nın ilk sayfasında “Biz tarih değil, hayatlar yazıyoruz” der.
  • Diodoros (en eski), Curtius (sahneye söz ekler) ve Iustinus (kayıp bir kitabın özeti): ilk ikisi aynı sahneleri çoğu zaman neredeyse aynı kelimelerle anlatır, Iustinus da onlara yakındır. Bu ortak geleneğe denir; arkasında büyük olasılıkla İskenderiye’de yaşamış Kleitarkhos’un kayıp kitabı durur. Daha renkli, krala daha karanlık.
  • Olayın kendi zamanından (kısa ama çağdaş): Babil’in astronomi günlükleri, Priene’deki ithaf, Olympia’daki bematist adağı ve Delfi’deki kararname.

Bir de konuşmalar var: Thukydides’ten beri tarihçiler onları çoğu zaman kelimesi kelimesine değil, durumun gerektirdiği sözlerle kurardı. Yunanca, Latince ve Arapça alıntılar bu makale için özgün dillerinden Türkçeye çevrildi; Babil tabletleri ile birkaç geç metin yayımlanmış çevirilerinden aktarıldı. Kütüphaneyi İskender’e bağlayan bir cümle taranan antik kaynaklarda bulunmadı; en erken örnek Abdüllatif el-Bağdadi’ninki. Atilla’yı Priskos’un kayıp kitabının kırıntılarından okuyorduk; İskender’i de başkalarının kitaplarından okuyoruz. Elimizde İskender yok; İskender’i anlatanlar var.

EK · ANLATICILAR

Kral öldü. Anlatıcılar sonra geldi.

Bir ad seç. Altın şerit İskender’in hayatı; her işaret o kişinin yazdığı yıllar. Aradaki boşluğa bak.

İskender’in hayatı (MÖ 356–323)sonradan yazılan anlatıonun zamanında yazılan taş ya da tabletkitabı kayıp anlatıcı

Arrianos

SONRADAN YAZDI
MS 2. yüzyıl · ölümünden yaklaşık 447–482 yıl sonra
Kime dayandı:
Seferde bulunmuş Ptolemaios ile Aristobulos
Elimizde ne var:
Yedi kitabı elimizde

İzmitli bir Roma senatörü. Opis konuşmasını bugünkü biçimiyle o yazdı. Krala yumuşaktır.

Yazılış tarihleri yaklaşıktır; aralık verilenlerin kesin yılı bilinmiyor.
MİNİ TEST

Düğümü çözdün mü? Bakalım.

Quiz yükleniyor…
Kaynak notu: Bu anlatının rakamlarını dikkatle okuyun. Antik ordu büyüklükleri ve kayıplar — Gaugamela’daki bir milyon piyade ya da 300.000 Pers ölüsü gibi — anlatıcıların abartısını taşır; sayı bilinmiyor, yalnız ölçek biliniyor. En kesin iki tarihi Babil tabletleri verir: Gaugamela için 1 Ekim MÖ 331, ölüm için 29 Ayyaru MÖ 323. Seferin haritasındaki kilometreler bu makale için kuş uçuşu hesaplandı; antik bir toplam yok. Çürütülenler: “fethedecek dünya kalmadığı için ağladı” kaynakta tersinedir; İskenderiye Kütüphanesi’ni o kurmadı; İstanbul’daki İskender Lahdi onun değil; Opis’teki dua bütün insanlık için değil, Makedonlar ile Persler içindi.

Bir hata mı gördün? info@basementonfire.com adresine yaz; doğrulanan düzeltmeler bu sayfada belirtilir. Düzeltme ilkesi

📚 Kaynakça

  1. 1Astronomi günlüğü −322 B (BM 45962) — İskender’in ölümünün tek çağdaş kaydıBabil’deki Esagila tapınağının kâtipleri (adı bilinmiyor) · MÖ 323 · British Museum, BM 45962 (koleksiyon kaydı 1881,0706.403). İngilizce çeviri ve tarihlendirme notları Livius.org’da
  2. 2Astronomi günlüğü, III. Dareios’un 5. yılı — Gaugamela’nın çağdaş kaydıBabil’deki Esagila tapınağının görevlileri · MÖ 331 · Edisyon: A. Sachs – H. Hunger, Astronomical Diaries and Related Texts from Babylonia I (1988). Bu yılın günlüğünün parçalarından biri British Museum’da BM 36761 numarasıyla durur. İngilizce çeviri Livius.org’da
  3. 3Delfi kararnamesi (FD III 1, 400) — Aristoteles ile Kallisthenes’i öven taşDelfililer (kararname) · MÖ 329’dan önce · Giriş satırlarındaki adlar ve memleketler modern tamamlama; ikisini öven cümle taşta korunmuş
  4. 4Philonides’in Olympia’daki adak yazıtı (IvO 276; SIG 303)Zoites oğlu Philonides (Giritli) · MÖ 333–323 · İngilizce çeviri attalus.org’da
  5. 5Priene’deki Athena Polias tapınağının ithaf yazıtıİskender’in sağlığında (British Museum kaydı MÖ 334–330; Livius.org 332–323) · British Museum 1870,0320.88; CIG 2904. Yayın: Axon 2018/2 (Edizioni Ca’ Foscari); Yunanca metin Livius.org’da
  6. 6İskender’in Seferi (Anabasis Alexandri) — makalenin ana anlatısıArrianos (Nikomedia, bugünkü İzmit) · MS 2. yüzyıl (yazar MS 129/130’da konsül) · Olaydan yaklaşık 450 yıl sonra. Yunanca: A. G. Roos 1907 (Teubner), Perseus; İngilizce: E. J. Chinnock 1884, Project Gutenberg
  7. 7Bibliotheke, kod. 92 — Arrianos’un kayıp Ardıllar Tarihi’nin özetiPhotios (Arrianos’u özetleyerek) · Arrianos’un eseri kayıp; elimizde yalnız bu özet var. İngilizce: J. H. Freese 1920
  8. 8Tarih Kitaplığı (Bibliotheke), Kitap 16–20 — en eski İskender anlatısıSicilyalı Diodoros (Agyrion) · MÖ 60–30 dolayı · Vulgata geleneği, büyük olasılıkla Kleitarkhos’a dayanır. İngilizce: Loeb (16. kitap C. L. Sherman 1952; 17. kitap C. Bradford Welles 1963), LacusCurtius. Welles’in notları Gaugamela kayıplarını veren P.Oxy. 1798 papirüsünü de aktarır
  9. 9Büyük İskender’in Tarihi (Historiae Alexandri Magni)Curtius Rufus · MS 1. yüzyıl (Livius.org: MS 31–41) · Latince, on kitap; ilk ikisi kayıp. Vulgata geleneği. Latince metin: The Latin Library ve LacusCurtius; Hedicke 1908 (Perseus)
  10. 10İskender’in Hayatı (Paralel Hayatlar)Khaironeialı Plutarkhos · MS 2. yüzyıl başı · Bir tarih değil, karakter portresi; Sezar’ın hayatıyla eşleştirilmiş. Yunanca metin Perseus; İngilizce B. Perrin (Loeb 1919), LacusCurtius
  11. 11Moralia — İskender’in Talihi ya da Erdemi Üzerine; Ruh Dinginliği Üzerine (466d)Plutarkhos · İskender’in Talihi: İngilizce metin LacusCurtius, Yunanca Babbitt 1936 (Perseus). Ruh Dinginliği: Yunanca metin Perseus; İngilizce Helmbold (Loeb 1939)
  12. 12Caesar’ın Hayatı 49 — MÖ 48 İskenderiye yangınıPlutarkhos · İngilizce metin LacusCurtius (Caesar: B. Perrin, Loeb 1919)
  13. 13Pompeius Trogus’un Filip Tarihi’nin Özeti (Epitoma)Iustinus (Pompeius Trogus’un kayıp eserinden) · Trogus Augustus çağında; özet çoğunluğa göre MS 2.–3. yüzyıl başı (Syme: 4. yüzyıl) · Trogus’un 44 kitaplık Latince dünya tarihi kayıp. Latince metin The Latin Library; İngilizce çeviri (11–20. kitaplar) CCEL’de
  14. 14Coğrafya (Geographika)Strabon · MÖ 1. yüzyıl sonu (MÖ 20’lerde İskenderiye’de yaşadı) · Yunanca Meineke metni (Perseus); İngilizce H. L. Jones (Loeb), LacusCurtius
  15. 15Tarihler, Kitap 12 ve 18 — İssos rakamlarının eleştirisiPolybios · İngilizce: Paton (Loeb 1925; 18. kitap Loeb 1926), LacusCurtius
  16. 16Doğa Tarihi (Naturalis historia)Yaşlı Plinius · MS 77 · Latince metin LacusCurtius; İngilizce Bostock–Riley (Bohn 1855)
  17. 17Deipnosophistai — Khares’in parçaları ve Baiton’un konaklar kitabıAthenaios · yaklaşık MS 200 · Yunanca Kaibel metni (Perseus); İngilizce Yonge 1854 (Project Gutenberg) ve Gulick (Loeb 1930), LacusCurtius
  18. 18Ünlü Filozofların Yaşamları — Phaleronlu Demetrios, Anaksarkhos ve PyrrhonDiogenes Laertios · MS 3. yüzyıl · Yunanca metin Perseus; İngilizce R. D. Hicks (Loeb 1925)
  19. 19Yunanistan Rehberi (Hellados Periegesis) 1.6.3 ve 1.7.1Pausanias · İngilizce: W. H. S. Jones 1918 (Perseus)
  20. 20On İki Caesar’ın Hayatı (De vita Caesarum) — Augustus, Caligula, Divus IuliusSuetonius · Latince metin The Latin Library; İngilizce J. C. Rolfe (Loeb 1914), LacusCurtius
  21. 21Roma Tarihi 37.52, 51.16.5 ve 76.13Cassius Dio · MS 3. yüzyıl · Yunanca metin Perseus; İngilizce E. Cary (Loeb), LacusCurtius
  22. 22Roma Tarihi 4.8.9 — Caracalla’nın mezar ziyaretiHerodianos · İngilizce: E. C. Echols 1961, Livius.org
  23. 23Mimarlık Üzerine (De architectura)Vitruvius · Latince metin LacusCurtius ve Vikikaynak
  24. 24Hicivler (Saturae) 10.168–173Iuvenalis · Latince metin Perseus (4. kitap, 10. hiciv)
  25. 25Mostellaria 775–777 — “Alexandrum magnum” repliğiPlautus · MÖ 200 dolayı · Latince metin The Latin Library; Leo basımı Perseus
  26. 26Unutulmaz Söz ve Eylemler (Facta et dicta memorabilia) 8.14.ext.2Valerius Maximus · Latince metin The Latin Library
  27. 27Res gestae 22.16 — İskenderiye, 700.000 kitap ve BrukheionAmmianus Marcellinus · yaklaşık MS 390 · Latince metin LacusCurtius
  28. 28Kilise Tarihi 5.16 — Serapeion’un yıkılışı (MS 391)Sokrates Skholastikos · MS 5. yüzyıl · İngilizce: Nicene and Post-Nicene Fathers II.2, Vikikaynak
  29. 29Aristeas Mektubu ve kütüphanenin kurucusuna dair kilise tanıklarıAnonim (Aristeas adına); Lyonlu Irenaeus; Epiphanios · Aristeas MÖ 2. yüzyıl; Irenaeus MS 2. yüzyıl sonu · İngilizce: H. St J. Thackeray, The Letter of Aristeas (1917), antik tanıklıklar ekiyle; Aristeas için ayrıca R. H. Charles (ed.), Oxford 1913.
  30. 30Bitkilerin Tarihi (Historia plantarum)Theophrastos · Yunanca ve İngilizce: A. Hort (Loeb 1916), archive.org
  31. 31Peloponnesos Savaşı Tarihi 1.22.1 — konuşmaların nasıl yazıldığıThukydides · Yunanca metin Perseus
  32. 32Yahudi Eski Eserleri 2.348 ve Yahudi Savaşı 7.245Iosephos (Flavius Josephus) · MS 1. yüzyıl · İngilizce: W. Whiston, Project Gutenberg; Yahudi Savaşı’nın Yunanca metni Perseus
  33. 332. Korintliler’e Vaazlar, 26. vaazYuhanna Hrisostomos · 4. yüzyılın sonu · İngilizce: T. W. Chambers (Nicene and Post-Nicene Fathers, 1889), New Advent
  34. 34İskender Romanı (Sahte Kallisthenes)Anonim (Kallisthenes’e yanlış atfedilir) · Roma döneminde Yunanca derlendi · Doğu’ya Süryanice, Orta Farsça, Arapça ve Farsça aktarımlarla ulaştı (Brock, GEDSH; TDV İslâm Ansiklopedisi)
  35. 35Kur’an-ı Kerîm, Kehf suresi 18:83–98 — Zülkarneyn kıssasıArapça metin; Türkçesi bu makale için çevrildi
  36. 36Ardā Wirāz Nāmag 1.3–4 — “lanetli Rum İskender”Adı bilinmeyen Zerdüşt yazarı (Orta Farsça) · İngilizce: M. Haug – E. W. West 1872, avesta.org
  37. 37ŞehnâmeFirdevsî · TDV İslâm Ansiklopedisi, “İskender” maddesinin aktarımıyla
  38. 38İskendernâme (Hamse’nin beşinci mesnevisi)Nizamî-i Gencevî · TDV İslâm Ansiklopedisi, “İskender” maddesinin aktarımıyla
  39. 39Mürûcü’z-zeheb I, 292Mesudî · TDV İslâm Ansiklopedisi aktarımıyla
  40. 40Kitâbü’l-İfâde ve’l-i‘tibâr — İskender’i kütüphaneye bağlayan en erken tanıkAbdüllatif el-Bağdadi · yaklaşık 1200 · Fransızca çeviri: Silvestre de Sacy, Relation de l’Égypte (Paris 1810), s. 182–183; archive.org
  41. 41İskendernâme — Türk edebiyatının ilk manzum İskendernâme’siAhmedî · 1390 (1410’a kadar genişletildi; Osmanlı Müellifleri telif tarihi olarak 1405’i verir) · Emîr Süleyman’a sunuldu. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmedî” (Günay Kut, c. 2, 1989) maddesine göre; resimli bir Memlük nüshası İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi’nde (T 6044)
  42. 42Tarih ve Fatih Sultan Mehmed’e ithaf mektubuİmrozlu (Gökçeada) Kritovulos · M. Nikolić’in (2016) aktarımıyla; Yunanca metin D. R. Reinsch basımı
  43. 43“Alexander the Great and the Unity of Mankind” ve Alexander the Great II: Sources and StudiesW. W. Tarn · 1933; 1948 · Proceedings of the British Academy 19 (1933); Alexander the Great II (1948). Makalenin karşı çıktığı okumanın kaynağı
  44. 44“Alexander and the Iranians” ve From Arrian to AlexanderA. B. Bosworth · 1980; 1988 · Journal of Hellenic Studies 100 (1980); From Arrian to Alexander (1988), “The Problem of the Speeches”
  45. 45Arrianos’un Loeb çevirisi ve notları, II. ciltBrunt · 1983 · Loeb Classical Library, Arrian II, s. 532–533
  46. 46“The Speeches in Arrian’s Indica and Anabasis”N. G. L. Hammond · 1999 · Classical Quarterly 49, 238–253. Wüst: “Die Rede Alexanders des Grossen in Opis. Arrian VII 9–10”, Historia 2 (1953), 177–188
  47. 47“Alexandria: Library of Dreams”Roger S. Bagnall · 2002 · Proceedings of the American Philosophical Society 146.4, 348–362
  48. 48P. M. Fraser’in Cities of Alexander the Great (1996) kitabının incelemesiGary Reger · 1997 · Bryn Mawr Classical Review 1997.04.25
  49. 49“Mazaeus, Callisthenes and the Alexander Sarcophagus”W. Heckel · 2006 · Historia 55(4), 385–396
  50. 50V. von Graeve’in Der Alexandersarkophag und seine Werkstatt (1970) kitabının tanıtımıA. M. Mansel · 1972 · Belleten 36/141, 99–106; von Graeve’in kitabı Istanbuler Forschungen 28
  51. 51“A Mysterious Death” — tifo hipoteziD. W. Oldach, R. E. Richard, E. N. Borza, R. M. Benitez · 1998 · New England Journal of Medicine 338(24), 1764–1769
  52. 52“Alexander the Great and West Nile Virus Encephalitis”J. S. Marr; C. H. Calisher · 2003 · Emerging Infectious Diseases 9(12), 1599–1603
  53. 53“Was the death of Alexander the Great due to poisoning? Was it Veratrum album?”L. J. Schep, R. J. Slaughter, J. A. Vale, P. Wheatley · 2014 · Clinical Toxicology 52(1), 72–77
  54. 54“Did Alexander the Great Die from Guillain-Barré Syndrome?”Katherine Hall · 2018 · The Ancient History Bulletin 32, 106–128
  55. 55“Alexander Cycle” — İskender Romanı’nın Süryanice ve Doğu aktarımlarıS. P. Brock · 2011 · Gorgias Encyclopedic Dictionary of the Syriac Heritage (e-GEDSH). van Bladel: “The Alexander Legend in the Qurʾan 18:83–102”, G. S. Reynolds (ed.), The Qurʾan in its Historical Context (2008), 175–203
  56. 56“The Greatest Misfortune in the Oikoumene” — Kritovulos’un Fatih–İskender kıyasıM. Nikolić · 2016 · Balcanica XLVII. Reinsch: “Kritobulos of Imbros – learned historian, Ottoman raya and Byzantine patriot”, Zbornik radova Vizantološkog instituta 40 (2003)
  57. 57“İskender” — İslâm geleneğinde İskenderMahmut Kaya; İsmail Ünver · TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 22, s. 555–559
  58. 58“Zülkarneyn” — Kehf suresindeki Zülkarneyn’in kimliğiMustafa Öztürk · 2013 · TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 44
  59. 59Gordion, First Active Penn Museum Archaeological Site Named in UNESCO World Heritage ListPenn Museum (basın bülteni) · 2023
  60. 60“John Philoponus”Christian Wildberg · Stanford Encyclopedia of Philosophy
  61. 61Kebapçı İskender — marka ve aile anlatısıYüzyıllık Hikâyeler (Yüzyıllık Markalar Derneği) · Aile beyanına dayanır

🔎 İlgili Konular

🎲 Rastgele bir konu keşfet